oximetry and plethysmography principles.
Oksimetri: Kandaki oksijen satürasyonunu (SpO₂) ölçer
Pletismografi: Dokuya giden kan akımındaki hacim değişikliklerini algılar
oximetry and plethysmography principles.
Oksimetri: Kandaki oksijen satürasyonunu (SpO₂) ölçer
Pletismografi: Dokuya giden kan akımındaki hacim değişikliklerini algılar
I, II, III, aVR, aVL, and aV
, EKG’de kalbin elektriksel aktivitesini kol ve bacaklara yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla kaydeden derivasyonlardır.
oliguria
Oligüri, idrar çıkışının normalden az olmasıdır.
perfusion
Perfüzyon, kanın doku ve organlara yeterli miktarda ulaştırılmasıdır.
Urine output monitoring shows kidney perfusion and function. Less than 0.5 mL/kg/hourindicates oliguria
Urine output monitoring, böbrek perfüzyonunu ve fonksiyonunu gösterir. → 0,5 mL/kg/saatin altındaki idrar çıkışı oligüriyi gösterir.
Urethral trauma• Urinary tract infections
① Urethral trauma (Üretral travma) → Üretranın (idrar kanalı) zedelenmesi veya yaralanması.
② Urinary tract infections – UTI (İdrar yolu enfeksiyonları) → İdrar yollarında (üretra, mesane, üreter, böbrek) gelişen enfeksiyonlar.
Congestive heart failure• Renal failure• Hepatic failure• Shock• Cardiac surgery• Craniotomy
① Congestive heart failure (Konjestif kalp yetmezliği) → Kalbin vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar kan pompalayamaması.
② Renal failure (Böbrek yetmezliği) → Böbreklerin kanı süzme ve idrar oluşturma fonksiyonunun bozulması.
③ Hepatic failure (Karaciğer yetmezliği) → Karaciğerin metabolizma, detoksifikasyon ve protein sentezi görevlerini yapamaması.
④ Shock (Şok) → Doku ve organlara yetersiz kan ve oksijen gitmesiyle gelişen hayati durum.
⑤ Cardiac surgery (Kalp cerrahisi) → Kalp ve büyük damarlar üzerinde yapılan cerrahi işlemler.
⑥ Craniotomy (Kraniotomi) → Beyne ulaşmak için kafatasının cerrahi olarak açılması.
Urine Output Monitoring
Urine Output Monitoring (İdrar Çıkışı İzlemi) → Böbrek fonksiyonu, dolaşım durumu ve sıvı dengesini değerlendirmek için yapılan takip yöntemidir.
Neuromonitoring (BIS - Bispectral Index)• Tests EEG components.• BIS Value Interpretation:• 65-85: Sedation• 40-65: General anesthesia depth
Neuromonitoring (BIS – Bispectral Index) → EEG (elektroensefalografi) bileşenlerini analiz ederek anestezi derinliğini ölçer.
BIS Değeri Yorumlama: ① 65–85: Sedasyon (hafif–orta düzey) ② 40–65: Genel anestezi için uygun derinlik
Disruption of the sample line continuit
CO₂ ölçüm hattının kopması, ayrılması veya tıkanması
Interruption of airway continuity
Interruption of airway continuity, hava yolunun anatomik veya fonksiyonel olarak sürekliliğinin bozulmasıdır.
Pulmonary embolism
ulmonary embolism (PE), akciğer arterlerinden birinin pıhtı (embolus) ile ani olarak tıkanmasıdır.
Low cardiac output
Low cardiac output, kalbin dakikada pompaladığı kan miktarının normalden düşük olmasıdır.
Cardiac arrest
Cardiac arrest, kalbin aniden ve etkili şekilde pompa yapmayı durdurmasıdır.
Phase 0: Inspiratory phasePhase I: Dead space and minimal or absent CO2Phase II: Alveolar and dead space mixturePhase III: Alveolar plateau and end-expiratory CO2 peak(PETCO2)
① Phase 0 – Inspiratory phase (İnspiratuvar faz) → Nefes alma evresi → Akciğerlere taze hava girer → CO₂ yoktur ya da sıfıra yakındır
② Phase I – Dead space phase → Anatomik ölü boşluktan gelen hava → Gaz alışverişi olmayan alanlardan gelir → CO₂ minimal veya yoktur
③ Phase II – Alveolar + dead space karışımı → Alveollerden gelen CO₂’li hava ile ölü boşluk havası karışır → CO₂ hızla yükselir
④ Phase III – Alveolar plateau → Tamamen alveoler gaz boşalır → CO₂ plato yapar → Fazın sonunda ölçülen değer: PETCO₂ (end-ekspiratuvar CO₂) → Ventilasyon, perfüzyon ve metabolizma hakkında bilgi verir
Verification of endotracheal tube placement• Monitoring during patient transfer• Monitoring hypopnea/apnea• Assessing CPR quality and spontaneous circulation retur
① Verification of endotracheal tube placement → Endotrakeal tüpün doğru trakea içinde olup olmadığının doğrulanması (EtCO₂ varlığı ile)
② Monitoring during patient transfer → Hasta transferi sırasında solunum ve ventilasyonun izlenmesi
③ Monitoring hypopnea/apnea → Hipopne (yüzeyel solunum) ve apnenin (solunum durması) saptanması
④ Assessing CPR quality and spontaneous circulation return → CPR’nin etkinliğinin değerlendirilmesi ve spontan dolaşımın geri dönüşünün (ROSC) tespiti
Capnography
Capnography (Kapnografi)
Solunum sırasında verilen havadaki karbondioksit (CO₂) düzeyinin sürekli ölçülmesi ve dalga formu halinde izlenmesidir.
False Low SpO
2️⃣ False Low SpO₂ (Yanlış düşük):
Oje (özellikle koyu renk): Işığın geçişini engeller.
Metilen mavisi: Işık absorbsiyonunu değiştirir.
Titreme (shivering): Sensörün doğru okuma yapmasını bozar.
False High SpO
False High SpO2: Increased carboxyhemoglobin or methemoglobin. • False Low SpO2: Nail polish, methylene blue, shivering.
Oximetry relies on the different light absorption of oxygenated anddeoxygenated hemoglobin under red and infrared light
Oksimetri, oksijenlenmiş ve oksijenlenmemiş hemoglobinin, kırmızı ve kızılötesi ışığı farklı oranlarda emmesi prensibine dayanır.
Distal ischemia• pseudoaneurysm• AV fistula• hemorrhage• artery embolism• infection• peripheral neuropathy• equipment misuse.
① Distal ischemia Damarın uç kısmında kan akımının azalması veya kesilmesi sonucu gelişen oksijensizlik.
② Pseudoaneurysm (Psödoanevrizma) Damar duvarı yırtılıp kanın çevre dokuda yalancı kese oluşturması.
③ AV fistula (Arteriovenöz fistül) Atardamar ile toplardamar arasında anormal bağlantı oluşması.
④ Hemorrhage Kontrolsüz kanama.
⑤ Artery embolism Bir pıhtı ya da yabancı maddenin damarı tıkayarak kan akışını engellemesi.
⑥ Infection Girişim yapılan bölgede mikrobiyal enfeksiyon gelişmesi.
⑦ Peripheral neuropathy Periferik sinirlerin hasarı sonucu uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı.
⑧ Equipment misuse Tıbbi ekipmanın yanlış veya hatalı kullanımı.
Dorsalis pedis, radial artery, brachial artery, axillaryartery, femoral artery, superficial artery.
① Dorsalis pedis artery Ayağın üst yüzünde, ayak sırtında bulunur.
② Radial artery El bileğinin başparmak tarafında bulunur.
③ Brachial artery Üst kolun iç kısmında, dirsek çukurunda hissedilir.
④ Axillary artery Koltuk altında bulunur.
⑤ Femoral artery Kasık bölgesinde bulunur.
⑥ Superficial artery (Yüzeyel arter) Cilde yakın, yüzeysel seyreden atardamarlardır (ör. temporal yüzeyel arter).
oscillometry
Osilometri, otomatik tansiyon aletlerinin kullandığı, stetoskop gerektirmeyen ölçüm prensibidir.
atherosclerosis
Atardamar duvarlarında yağ, kolesterol ve kalsiyum birikmesine bağlı olarak damarların sertleşip daralmasıdır.
vasoconstriction
Damarların daralmasıdır.
Shock• excessive vasoconstriction• significant edema• advanced atherosclerosis• inappropriate cuff size• rapid cuff deflation.
① Shock Şok
② Excessive vasoconstriction Aşırı vazokonstriksiyon
③ Significant edema Belirgin ödem
④ Advanced atherosclerosis İleri derecede ateroskleroz
⑤ Inappropriate cuff size Uygun olmayan manşon (tansiyon aleti manşeti) boyutu
⑥ Rapid cuff deflation Manşonun hızlı şekilde indirilmesi
auscultation
Stetoskop kullanılarak vücut içi seslerin dinlenmesi yöntemidir.
Systolic and diastolic pressures measured via auscultation
Auskültasyon yöntemiyle ölçülen sistolik ve diyastolik basınçlar
egmen
İskemi veya miyokard enfarktüsü göstergesi olabilir.
ST-segment
① ST-segment
EKG’de QRS kompleksinin bitimi ile T dalgasının başlangıcı arasındaki düz çizgi kısmıdır.
1. What is the heart rate?2. Is the rhythm regular?3. Does each P wave follow a QRS?4. Is QRS normal?5. Is the rhythm dangerous?6. Does the rhythm require treatment?7. Is there any ST-segment change?8. Are there any changes in waveforms?
① What is the heart rate? Kalp hızı nedir?
② Is the rhythm regular? Ritim düzenli mi?
③ Does each P wave follow a QRS? Her P dalgasını bir QRS takip ediyor mu?
④ Is QRS normal? QRS normal mi?
⑤ Is the rhythm dangerous? Ritim tehlikeli mi?
⑥ Does the rhythm require treatment? Ritim tedavi gerektiriyor mu?
⑦ Is there any ST-segment change? ST segmentinde değişiklik var mı?
⑧ Are there any changes in waveforms? Dalga formlarında herhangi bir değişiklik var mı?
ischemia
Ischemia (İskemi)
Dokulara yeterli kan akışı olmaması durumudur.
Five Leads• I, II, III, aVR, aVL, and aVF. The fifth electrode can be placed betweenV1 and V6. V1 is used for arrhythmias, and V3-5 is used for ischemia.
① Five Leads (Beş Elektrot) I, II, III, aVR, aVL ve aVF derivasyonlarını içerir.
② Fifth electrode (Beşinci elektrot) V1 ile V6 arasına yerleştirilebilir.
③ V1 kullanımı Aritmileri tespit etmek için kullanılır.
④ V3–V5 kullanımı İskemi tespiti için kullanılır.
Monitoring increases the accuracy and precision of clinical decisions.
Monitorizasyon, klinik kararların doğruluğunu ve hassasiyetini artırır.
Monitoring refers to processes that allow anesthesiologists to detectand assess potential physiological problems by identifying prognostictrends over time.
Monitorizasyon, anesteziyologların zaman içinde prognostik eğilimleri belirleyerek olası fizyolojik sorunları tespit etmesine ve değerlendirmesine olanak sağlayan süreçleri ifade eder.
Monitorisation
① Monitorisation (Monitorizasyon / İzlem)
Hastanın hayati fonksiyonlarının ve klinik durumunun sürekli gözlenmesidir.
Central Venous Catheter Insertion
Central venous catheter insertion = büyük toplardamara kateter yerleştirilmesi
Kateter, vücuda sıvı vermek veya sıvı boşaltmak amacıyla damar, boşluk ya da kanallara yerleştirilen ince, esnek tüptür.
Used in procedures where detailed patient cooperation is not required.• Beneficial in cases where muscle relaxation is desired.• Reduces pain response during the procedure.
① Used in procedures where detailed patient cooperation is not required. Ayrıntılı hasta iş birliğinin gerekmediği işlemlerde kullanılır.
② Beneficial in cases where muscle relaxation is desired. Kas gevşemesinin istendiği durumlarda faydalıdır.
③ Reduces pain response during the procedure. İşlem sırasında ağrıya verilen yanıtı azaltır. Moderate Sedation
Minimal sedation is characterized by an anxiolytic effect where the patientresponds normally to verbal stimuli. This level of sedation is preferred forprocedures that require patient cooperation.
① Minimal sedation is characterized by an anxiolytic effect where the patient responds normally to verbal stimuli. Minimal sedasyon, hastada anksiyetenin (kaygının) azalmasıyla karakterizedir ve bu durumda hasta sözel uyaranlara normal şekilde yanıt verir.
② This level of sedation is preferred for procedures that require patient cooperation. Bu sedasyon düzeyi, hastanın iş birliğinin gerekli olduğu işlemler için tercih edilir. bu anestezı cesıdınde analgesı yoktur
Capnography
Capnography (Kapnografi), hastanın solunumunu ve ventilasyonunu değerlendirmek için solunum sırasında verilen karbondioksit (CO₂) miktarını sürekli olarak ölçen ve gösteren izlem yöntemidir.
Most importantly, it can detect changes in ventilation before clinicalobservation.
Klinik gözlemden önce, ventilasyondaki değişiklikleri en önemlisi olarak tespit edebilir.
Can assess the severity of the patient's respiratory abnormalities andtheir response to interventions
Hastanın solunumsal anormalliklerinin şiddetini ve uygulanan girişimlere verdiği yanıtı değerlendirebilir.
ETCO₂ >50 mmHg or a single increase in ETCO₂ >10 mmHg indicateshypoventilation.
ETCO₂’nin 50 mmHg’nin üzerinde olması ya da ETCO₂’de tek seferde 10 mmHg’den fazla artış görülmesi, hipoventilasyonu (yetersiz solunumu) gösterir.
When a decrease in oxygen saturation is observed, an assessment ofrespiratory rate, ventilation, and circulatory adequacy should be performed
Oksijen satürasyonunda bir düşüş gözlendiğinde, solunum sayısı, ventilasyonun yeterliliği ve dolaşımın (perfüzyonun) yeterli olup olmadığı değerlendirilmelidir.
oximetry
Oksimetri (oximetry), kandaki oksijenlenme düzeyini ölçmeye yarayan izlem (monitörizasyon) yöntemidir.
The soft tissue-to-implant interface also plays an important role in the long-term maintenance of a stable marginal bone levels around implants
① Yumuşak doku-implant arayüzü, implant çevresinde marjinal kemik seviyesinin uzun vadeli stabilitesinin korunmasında de önemli bir rol oynar
he bone-to-implant interface and its rigidity are a predominantbiomechanical aspect of coping with the time and intensity of loading
① Kemik-implant arayüzü ve onun rijitliği, yükün süresi ve şiddetiyle başa çıkmada en önemli biyomekanik unsurlardan biridir.
Likewise, it may be problematic to place one or more implants in a locationadjacent to teeth that are very mobile from the loss of periodontal supportbecause as the teeth move in response to or away from the occlusal forces, theimplant(s) will bear the entire load.
① Benzer şekilde, periodontal destek kaybından dolayı çok hareketli dişlerin yanına bir veya daha fazla implant yerleştirmek problemli olabilir; çünkü dişler kapanış kuvvetlerine yanıt olarak hareket ettikçe, implant(lar) tüm yükü taşıyacaktır.
atural teeth continue to erupt and migrate during growth while implants donot
Doğal dişler büyüme sırasında sürmeye ve konum değiştirmeye devam ederken, implantlar hareket etmez.
Implants placed in individuals prior to the completion of growth can lead toocclusal disharmonies with implants
③ Büyüme tamamlanmadan yerleştirilen implantlar, implantlarla kapanış uyumsuzluklarına yol açabilir.
The lack of a periodontal ligament and inability of implants to movecontraindicates their use in growing individuals
① Periodontal ligamentin olmaması ve implantların hareket edememesi, implantların büyüme çağındaki bireylerde kullanımını kontraendike kılar.
This can become even more challenging whenosseointegrated, implantsupported, fixed prosthesesare present in both jaws
① Bu durum, hem üst hem alt çenede osseointegrasyon sağlanmış, implant destekli sabit protezler bulunduğunda daha da zorlaşabilir.
Proprioception in the natural dentition comes from theperiodontal ligament. The absence of a periodontalligament around implants reduces tactile sensitivityand reflex function
Proprioception in the natural dentition comes from the periodontal ligament. ① Doğal dişlerde propriosepsiyon (dişin konumunu ve basıncı hissetme yetisi) periodontal ligamentten gelir.
The absence of a periodontal ligament around implants reduces tactile sensitivity and reflex function. ② Implant çevresinde periodontal ligamentin olmaması, dokunma duyarlılığını ve refleks fonksiyonunu azaltır.
Implants and the rigidly attached implant restorations do not move.➢ Thus any occlusal disharmony will have repercussions at either the restoration-to-implantconnection, the bone-to-implant interface, or both.
mplants and the rigidly attached implant restorations do not move. ① İmplantlar ve sert bir şekilde bağlanmış implant restorasyonları hareket etmez.
➢ Thus any occlusal disharmony will have repercussions at either the restoration-to-implant connection, the bone-to-implant interface, or both. ② Bu nedenle herhangi bir kapanış uyumsuzluğu, ya restorasyon-implant bağlantısında, ya kemik-implant arayüzünde, ya da her ikisinde birden sorunlara yol açacaktır.
At the bone level, the lack of a periodontal ligament is the most strikingdifference
① Kemik seviyesinde, en belirgin fark periodontal ligamentin olmamasıdır.
As inflammation progresses: probing depth increases, and attachment lossoccurs.
① Enflamasyon ilerledikçe: sondaj derinliği artar ve bağ dokusu kaybı (attachment loss) meydana gelir.
In inflamed peri-implant tissues: the probe can reach the bone → theprobing depth reflects the entire soft-tissue thickness above the bone
① Enflamatuvar peri-implant dokularda: sond kemiğe ulaşabilir → sondaj derinliği, kemiğin üzerindeki tüm yumuşak doku kalınlığını yansıtır.
In healthy peri-implant tissues: the probe does not reach the bone → theprobing depth is approximately 1.5 mm coronal to the bone level
① Sağlıklı peri-implant dokularda: sond, kemiğe ulaşmaz → sondaj derinliği kemik seviyesinin yaklaşık 1,5 mm koronasında olur.
Yani sağlıklı bir implant çevresinde sondaj yapıldığında, kemik seviyesine kadar sond ulaşmaz; bu, peri-implant dokuların sağlıklı olduğunu gösterir
Clinically, the thickness of theperiimplant soft tissues variesfrom 2 to several millimeter
① Klinik olarak, peri-implant yumuşak dokuların kalınlığı 2 milimetreden birkaç milimetreye kadar değişir.
Thin, nonkeratinized layer of epithelium
ince, keratinleşmemiş epitel tabakası demektir.
Healing of the mucosa results in the establishment of a soft tissue attachment(transmucosal attachment) to the implant. This attachment serves as a seal thatprevents products from the oral cavity reaching the bone tissue, and thusensures osseointegration and the rigid fixation of the implant.
Healing of the mucosa results in the establishment of a soft tissue attachment (transmucosal attachment) to the implant. ① Mukozanın iyileşmesi, implant ile yumuşak doku arasında bir bağın (transmukozal bağlantı) oluşmasına yol açar.
This attachment serves as a seal that prevents products from the oral cavity reaching the bone tissue, and thus ensures osseointegration and the rigid fixation of the implant. ② Bu bağlantı, ağız boşluğundaki maddelerin kemik dokusuna ulaşmasını engelleyen bir mühür görevi görür ve böylece osseointegrasyonu ve implantın sağlam fiksasyonunu sağlar.
D
Ankylosis (Türkçe: ankiloz), bir dişin kökünün çene kemiğine doğrudan kaynaşması durumudur. Yani dişin kökü ile alveolar kemik arasında normalde bulunan periodontal ligament (dişi kemiğe esnek bağlayan doku) kaybolur ve diş kemiğe direkt bağlanır.
(one‐stage procedure
1️⃣ One-stage procedure (Tek aşamalı işlem)
İmplant cerrahisinde implantın yerleştirildiği ve abutment ya da geçici başlığın aynı anda yerleştirildiği yöntemdir.
Yani, implantın üstü açık bırakılmaz; yumuşak doku kapatıldıktan sonra abutment de görünür şekilde kalır.
Avantajı: Tek seferde hem implant hem abutment konulduğu için hastanın ikinci bir cerrahiye ihtiyacı azalır.
2️⃣ Two-stage procedure (İki aşamalı işlem)
İmplant çene kemiğine yerleştirilir ve üstü tamamen yumuşak doku ile kapatılır.
İyileşme süresi sonunda ikinci bir cerrahi ile implant açılır ve abutment yerleştirilir.
Avantajı: İyileşme süreci boyunca implant tamamen kemikle korunur, özellikle kemik ve yumuşak dokunun yeterli olmadığı durumlarda tercih edilir.
PERI-IMPLANT TISSUES
Peri-implant tissues, implant etrafında bulunan dokuları ifade eder
n the posterior region, the center of the implant platform shouldbe in line with the midline of adjacent teeth
① Posterior bölgede, implant platformunun merkezi, komşu dişlerin orta hattıyla hizalanmalıdır.
However, in the posterior location, a minimumof 3 mm from the CEJ of the adjacent tooth isoften needed to ensure the proper restorativeemergence profile and hygiene access
① Ancak, posterior bölgede, uygun restoratif çıkış profili ve hijyen erişimini sağlamak için genellikle komşu dişin CEJ’inden en az 3 mm uzaklık gereklidir
Respecting thesedimensions not onlyprevents damage to theadjacent root structurebut also aids in thepreservation ofinterproximal peri-implantbone and soft tissuevolume.
① Bu ölçülere uyulması, yalnızca komşu diş kök yapısına zarar gelmesini önlemekle kalmaz, aynı zamanda implantlar arası (interproksimal) peri-implant kemik ve yumuşak doku hacminin korunmasına da yardımcı olur.
At least 1.5 mm between the implant and adjacentroots and 3 to 4 mm between implants
① İmplant ile komşu diş kökleri arasında en az 1.5 mm ve implantlar arasında 3–4 mm mesafe olmalıdır
Consecutive implants Flat bonesurfaceSameapicocoronallevel
Yan yana yerleştirilen implantlar düz bir kemik yüzeyine konulur ve üstleri (taç yönü) aynı seviyede olacak şekilde yerleştirilir.
1 mm subcrestally
1 mm subcrestally → Krestal kemiğin 1 mm altında
Detaylı açıklama:
Crestal bone (krestal kemik) → Dişin veya implantın üst kısmındaki kemik seviyesi
Peri-implant tissuebreakdown
İmplant çevresindeki dokuların yıkımı veya bozulması.
Pro-inflammatory cytokines
① Pro-inflammatory cytokines → İltihaplanmayı tetikleyen ve sürdüren sitokinler.
Periopathogens
① Periopathogens → Periodontal hastalıklara yol açan mikroorganizmalar veya bakteriler.
As shallow as possible but as deepas necessary
① Mümkün olduğunca sığ, ama gerektiği kadar derin
SPATIAL IMPLANT POSITION
spatial implant position, implantın kemiğe ve çevresine göre doğru 3 boyutlu yerleşimi demektir.
Harmonious relationshipbetween an implant restorationand surrounding tissues
① Bir implant restorasyonu ile çevresindeki dokular arasında uyumlu ilişki
Meticulous planning ofimplant positions
① İmplant pozisyonlarının titiz planlanması
een recognition of hard andsoft tissue contours
① Kemiğe ve yumuşak doku konturlarına keskin farkındalık
mpression Copin
mpression post → ağız içindeki ölçüyü almak için kullanılan parça
Impression coping → laboratuvar modelinde implant pozisyonunu temsil eden parça
he accuracy of impressions isaffected by;Splinting impression copings,Implant angulation,Number of implants,Polymerization shrinkage of the impression material,Setting expansion of the dental stone,The design and rigidity of the impression tray
① The accuracy of impressions is affected by; ① İzlenimlerin (impression) doğruluğu şu faktörlerden etkilenir:
② Splinting impression copings ② Impression coping’lerin birleştirilmesi (splinting)
③ Implant angulation ③ İmplant açısı
④ Number of implants ④ İmplant sayısı
⑤ Polymerization shrinkage of the impression material ⑤ İzlenim materyalinin polimerizasyon büzülmesi
⑥ Setting expansion of the dental stone ⑥ Diş taşı (model taşı) sertleşirken oluşan genişleme
⑦ The design and rigidity of the impression tray ⑦ İzlenim tepsisinin tasarımı ve sertliğ
The direct techniquemay use:•Splinted or•Non-splinted implant impression copings
The direct technique may use: ① Doğrudan (open tray) teknik şu tip impression coping’ler ile uygulanabilir:
② Splinted ② Birleştirilmiş (splinted) impression coping: Birden fazla implant ölçüsü alınırken copings birbirine bağlanır; bu, ölçüde daha doğru ve stabil pozisyon sağlar.
③ Non-splinted ③ Bağlantısız (non-splinted) impression coping: Her implant için ayrı ayrı kullanılır; ölçü alımı daha hızlıdır ama çoklu implantlarda pozisyon hatası riski biraz daha fazladır.
The indirect (closed tray) technique•The direct (open tray) technique
② Indirect (closed tray) technique – Dolaylı (kapalı tepsi) teknik
Impression post ağıza vidalanır ve ölçü alınır.
Ölçü çıkarılırken post ağızda kalır, sonra tekrar ölçüye yerleştirilir.
Daha kolay ve hızlıdır, ancak bazı durumlarda pozisyon hataları olabilir.
③ Direct (open tray) technique – Doğrudan (açık tepsi) teknik
Ölçü tepsisi üzerinde delik açılır.
Impression post vidalanır ve ölçü alınırken post ölçüyle birlikte çıkarılır.
Daha doğru pozisyon aktarımı sağlar, özellikle çok implantlı durumlarda tercih edilir.
This is similar to theimplant fixture,but used in themodel to fabricatethe prosthesisin laboratory.
① This is similar to the implant fixture, but used in the model to fabricate the prosthesis in laboratory. ① Bu, implant gövdesine (fixture) benzerdir, ancak laboratuvarda protezi yapmak için model üzerinde kullanılır.
Component torepresent eitherimplant orabutment inlaboratory cast.Itscrews onto theimpression postafter it has beenremoved frommouth & placedback intoimpression beforepouring
① Component to represent either implant or abutment in laboratory cast. ① Laboratuvar modelinde implant veya abutment’i temsil eden bileşendir.
② It screws onto the impression post after it has been removed from mouth & placed back into impression before pouring. ② Ağızdan çıkarıldıktan sonra ve ölçü materyaline tekrar yerleştirilmeden önce, impression post’a vidalanır.
t screwsdirectly intofixture / intoabutment;onceimpression postis in place ,animpression ismade.
① Doğrudan implant gövdesine veya abutment’e vidalanır; impression post yerine oturduğunda izlenim (impression) alınır.
impression pos
① Impression post İmplantın veya abutment’in ağız içindeki pozisyonunu laboratuvara aktarmak için kullanılan geçici parçadır.
Facilitatestransfer of intraoral location ofabutment tosimilar positionin laboratorycast
① Abutment’in ağız içindeki konumunun laboratuvar modelinde aynı pozisyona aktarılmasını kolaylaştırır.
Impression Coping
① Impression Coping İmplantın ağız içindeki pozisyonunu, diş eti ve kemik ilişkisiyle birlikte laboratuvara aktarabilmek için kullanılan geçici parçadır.
ABUTMENT MATERIALSTitaniumCeramics (one piece& hybrid)High Performance polymers (onepiece& hybrid)
Titanyum → Dayanıklı, klasik tercih, metalik.
Seramik → Estetik, doğal görünüm, kırılabilir.
Polimer → Hafif, estetik, alerji dostu ama dayanıklılığı sınırlı.
Natural occlusal form•Cost•Angulation correction•Tilted implants•Ease of fabrication
① Natural occlusal form ① Doğal oklüzal form
② Cost ② Maliyet
③ Angulation correction ③ Açısal düzeltme
④ Tilted implants ④ Eğimli implantlar
⑤ Ease of fabrication ⑤ Üretim kolaylığı
Tibase• Multiunit
① Tibase ① Tibase (implant ile üst yapı arasında ara bağlantı parçası)
② Multiunit ② Multiunit (birden fazla implantı tek üst yapıya bağlamak için kullanılan abutment tipi)
According toangle• Straight• Angled• Prepable
① According to angle ① Açıya göre
② Straight ② Düz
③ Angled ③ Açılı
④ Preparable ④ Hazırlanabilir / şekillendirilebilir
ccording toretention• Cement-retained• Screw-retained
① According to retention ① Retansiyona (tutuculuğa) göre
② Cement-retained ② Simanteli (yapıştırmalı) protezler
③ Screw-retained ③ Vidalı protezler
Crowns and otherprostheses arecemented or screwedto the abutment.
① Kuronlar ve diğer protezler abutment üzerine ya simante edilir (yapıştırılır) ya da vidalanır.
A componentattached to thedental implant.
① Diş implantına bağlanan bir bileşendir.
He
① Emergence profile Dişin veya implant üst yapısının diş etinden çıktığı kısmın şekli ve konturudur.
device screwed into the implantduring placement or after implant hasintegrated with the bone to allow thegums to form comfortably around thefinal (restorative) abutment and crown.
① İmplant yerleştirilirken veya implant kemiğe kaynadıktan sonra vidalanan ve diş etlerinin nihai (restoratif) abutment ve kuron etrafında rahat bir şekilde şekillenmesini sağlayan bir cihazdır.
Pe
Alt çene → Locator (düşük profilli, klikli)
Üst çene → Ball attachment (top ve soketli)
Overdenture
Alt çene: 2–4 implant
Üst çene: 4–6 implant Edentulous (dişsiz) üst ve alt çenede implant sayısı hastanın durumu ve protez tipine göre değişir, ama genel kural olarak:
As long as any roots remain therebecomes hardly any loss of alveolarbone. Where there are no remaining rootsimplants can be used to support anoverdenture
As long as any roots remain there becomes hardly any loss of alveolar bone. ① Herhangi bir kök kaldığı sürece alveoler kemikte neredeyse hiç kayıp olmaz.
② Where there are no remaining roots implants can be used to support an overdenture. ② Kök kalmadığı durumlarda, overdenture’ı desteklemek için implantlar kullanılabilir.
Overdenture
① Overdenture Mevcut doğal diş kökleri veya implantların üzerine oturtulan çıkarılabilir protezdir.
Overdentures is a fabricated removableprosthetic appliance attached to theabutment cylinders. It is the one which isfitted on top of standing teeth or retainedroots. Advantage of it is the presence ofnatural roots remaining in alveolar bone
① Overdentures is a fabricated removable prosthetic appliance attached to the abutment cylinders. ① Overdenture, abutment silindirlerine bağlanan, yapılmış çıkarılabilir bir protez cihazıdır.
② It is the one which is fitted on top of standing teeth or retained roots. ② Bu, ayakta kalan dişlerin veya korunmuş köklerin üzerine yerleştirilen protezdir.
③ Advantage of it is the presence of natural roots remaining in alveolar bone. ③ Avantajı, alveoler kemikte kalan doğal köklerin varlığıdır.
ultrastructural
① Ultrastructural Hücre veya doku düzeyindeki çok ince, mikroskobik yapılarla ilgili
intimate
① Intimate Yakın, sıkı veya sıkı temas hâlin
endosseous implants and bone wherethe bone is in intimate contact withimplant but no ultrastructural contact isseen between the two.
① Endosseöz implantlar ve kemik arasında, kemik implant ile yakın temastadır ancak ikisi arasında ultrastrüktürel bir temas görülmez.
Osseointegration
① Osseointegration Canlı kemik ile bir implantın yüzeyi arasında doğrudan yapısal ve fonksiyonel bağlantı oluşması sürecidir.
Commonly known as the tooth socket,the alveolar bone is the main supportfor teeth, anchoring them to both theupper and lower jaws by a tissue calledcementum.
① Diş yuvası olarak bilinen alveoler kemik, dişlerin ana destek yapısıdır ve onları sementum adı verilen bir doku aracılığıyla hem üst hem alt çeneye bağlar.
Abutment is a componentto an be used to supportthe prosthetic device
① Abutment, protez cihazını desteklemek için kullanılan bir bileşendir.
Componen
① Emergence profile Dişin veya implant üst yapısının, diş etinden çıktığı şekildeki konturu veya şeklidir.
Dental Implan
① Screw Vidalama elemanı; implantı veya abutmenti sabitlemek için kullanılır.
② Crown Kuron; dişin görünen kısmını restore eder, estetik ve çiğneme fonksiyonunu sağlar.
③ Abutment Ara parça; implant gövdesi ile kuron veya köprü arasında bağlayıcı görevi görür.
④ Implant body İmplant gövdesi; kemik içine yerleştirilen ve osseointegrasyon sağlayan ana yapıdır.
A crown, bridge, or denture is then placedover the implant to restore function andesthetics
① Ardından, fonksiyon ve estetiği geri kazandırmak için implantın üzerine bir kuron, köprü veya protez yerleştirilir.
An implant is a post usually made oftitanium that is implanted in a bone
① Bir implant, genellikle kemikte yerleştirilen titanyumdan yapılmış bir çubuktur.
Nasal prosthese
-Nazal (Burun) Protezleri Yetersiz kemik kalitesi ve kalınlığı nedeniyle burun bölgesine implant yerleştirilmesi teknik olarak zorlayıcı olabilir.
Burun boşluğunun (nazal kavite) ve komşu dokuların karmaşık anatomisi, bu bölgedeki implant cerrahisinin başarısını etkiler. Özellikle radyoterapi almış hastalarda bu durum çok daha zorlu olabilir.
Perineal bölgeye kadar olan ortalama kemik ölçümleri; piriform kenar (2.9 mm), glabella (12.8 mm) ve nazal fossanın ön yüzü (10.2 mm), optimal kemik kapasitesinin ön (anterior) nazal fossa ile sınırlı olduğunu göstermiştir.
İmplantlar genellikle üçgen bir düzlemde yerleştirilir. Burun tabanı ve maksillanın (üst çene kemiği) ön yüzü, implant yerleşimi için ideal alanlardır.
Usually, three to four implants are placed in the lateral wall to provide denture stability. For prosthesis aesthetics, implantsshould be placed on the upper or side of the orbital wall so that it can be camouflaged by the prosthesis.
① Usually, three to four implants are placed in the lateral wall to provide denture stability. Genellikle, protezin stabilitesini sağlamak için lateral (yan) duvarda üç ila dört implant yerleştirilir.
② For prosthesis aesthetics, implants should be placed on the upper or side of the orbital wall so that it can be camouflaged by the prosthesis. Protez estetiği için, implantlar protez tarafından gizlenebilecek şekilde orbital duvarın üstüne veya yanına yerleştirilmelidir.
For this reason, it may be necessary to consider a rigorous technique for staged bone grafting for a successfulimplant-supported orbital prosthesis
Bu nedenle, implant destekli başarılı bir orbital protez için aşamalı kemik grefti uygulamasına yönelik titiz bir teknik düşünülmesi gerekebilir.
Unfortunately, this means that the desired axial loading of the implants is impossible in this region, which is a less favorablebiomechanical condition compared to other craniofacial implant sites.
Ne yazık ki, bu durum bu bölgede implantların istenen aksiyal yüklemesinin mümkün olmadığı anlamına gelir; bu da diğer kraniofasiyal implant bölgelerine kıyasla daha az elverişli bir biyomekanik durumdur.
Due to the increase in bone thickness and quality, implant placement in the lateral walls is usually recommended. In most cases,the medial border is problematic due to the increased anatomical complexity resulting from the lacrimal fossa and the lack ofadequate bone
① Due to the increase in bone thickness and quality, implant placement in the lateral walls is usually recommended. Kemik kalınlığı ve kalitesindeki artış nedeniyle, implant yerleştirilmesi genellikle lateral (yan) duvarlara yapılması önerilir.
② In most cases, the medial border is problematic due to the increased anatomical complexity resulting from the lacrimal fossa and the lack of adequate bone. Çoğu durumda, medial (orta) sınır sorunludur; çünkü lakrimal fossa nedeniyle anatomik yapı karmaşıklığı artar ve yeterli kemik bulunmaz.
Because of the osseous anatomy of the orbital bone, orbital implants must be placed radially into the orbital boundary toprovide adequate bone thickness for retention
Orbital kemiğin kemik anatomisi nedeniyle, orbital implantlar tutuculuk için yeterli kemik kalınlığını sağlamak amacıyla orbital sınır içine radyal olarak yerleştirilmelidir
Ocular prostheses
Ocular prostheses, gözünü kaybetmiş veya gözünü çıkarmak zorunda kalmış kişiler için yapılan yapay göz (göz protezi) anlamına gelir.
Entegre (gözenekli) implantlar: Bu implantlar, gözenekli yapıları sayesinde içlerine doğru fibröz doku oluşumuna (dokunun implantla bütünleşmesine) izin verirler.
Entegre olmayan (non-integrated) implantlar: Bu implantların göz protezi ile doğrudan mekanik bir bağlantısı yoktur. Genellikle rektus kaslarının (gözü hareket ettiren kasların) tutunmasını sağlayan ağ benzeri bir malzeme ile kaplıdırlar
An implant should be placed at 9 o’clock and 11o’clock positions for the right ear and at 1 o’clockand 3 o’clock positions for the left ea
Sağ kulak için bir implant 9 ve 11 saat pozisyonlarına, sol kulak için ise 1 ve 3 saat pozisyonlarına yerleştirilmelidir.
The two implants should be 15 mm apart fromeach other and each of them should beapproximately 18 mm away from the center ofthe auricular duct
İki implant birbirinden 15 mm uzaklıkta olmalı ve her biri auriküler kanalın merkezinden yaklaşık 18 mm uzaklıkta olmalıdır.
Magnetic retention systems are preferred in orbital defects, even when therisk of corrosion is taken into account because the prostheses used by themagnet systems are easy to be placed by the patient
Mıknatıs tutucu sistemler, korozyon riski göz önünde bulundurulsa bile orbital defektlerde tercih edilir; çünkü mıknatıs sistemleriyle kullanılan protezler hastalar tarafından kolayca yerleştirilebilir.
hese systems are used in the retention of a facial prosthesis, in regionswith high muscle activity adjacent to the prosthesis in cases where theability to use the hand is inadequate, the bone is thin and the implant isdesired to reduce the forces applied to the bone
Bu sistemler, yüz protezinin tutuculuğunda, proteze bitişik yüksek kas aktivitesine sahip bölgelerde, el kullanım yeteneğinin yetersiz olduğu durumlarda, kemik ince olduğunda ve kemik üzerine uygulanan kuvvetleri azaltmak amacıyla implantın tercih edildiği durumlarda kullanılır.
Magnet systems consist of individual implant supports that do not requiresuperstructure preparation and are not interconnected
Mıknatıs sistemleri, üst yapı hazırlığı gerektirmeyen ve birbirine bağlanmamış bireysel implant desteklerinden oluşur.
n bar systems, there is a bar that connects the implants to each other and a retentive lock that sitsin this bar.• The bars used in these systems aare about 2 mm in diameter.• These retention systems are especially preferred for auricular prosthesis.• Passive alignment between the bar and the implants should be ensured in order to achieve theforce distribution. To hold the clips in the prosthesis, an acrylic plate is prepared.• Leaving a distance of about 1.5 mm between the bar and the tissue is important to allow for theeasy cleansing of this area.• Bar systems, unlike magnet systems, do not rust when they come in contact with body fluids.• However, it is difficult to clean the underside of the bar due to the pedestal portion of theprosthesis.• Bar systems take up more space in the prosthesis.
① In bar systems, there is a bar that connects the implants to each other and a retentive lock that sits in this bar. Bar sistemlerinde, implantları birbirine bağlayan bir bar ve bu barın içinde oturan bir tutucu kilit bulunur.
② The bars used in these systems are about 2 mm in diameter. Bu sistemlerde kullanılan barlar yaklaşık 2 mm çapındadır.
③ These retention systems are especially preferred for auricular prosthesis. Bu tutucu sistemler özellikle kulak protezlerinde tercih edilir.
④ Passive alignment between the bar and the implants should be ensured in order to achieve the force distribution. Kuvvet dağılımını sağlamak için bar ile implantlar arasında pasif hizalama sağlanmalıdır.
⑤ To hold the clips in the prosthesis, an acrylic plate is prepared. Protezdaki klipsleri tutmak için bir akrilik plaka hazırlanır.
⑥ Leaving a distance of about 1.5 mm between the bar and the tissue is important to allow for the easy cleansing of this area. Bar ile doku arasında yaklaşık 1,5 mm boşluk bırakmak, bu bölgenin kolay temizlenmesini sağlamak için önemlidir.
⑦ Bar systems, unlike magnet systems, do not rust when they come in contact with body fluids. Bar sistemleri, mıknatıs sistemlerinin aksine, vücut sıvılarıyla temas ettiğinde paslanmaz.
⑧ However, it is difficult to clean the underside of the bar due to the pedestal portion of the prosthesis. Ancak, protezin kaide (pedestal) kısmı nedeniyle barın altını temizlemek zordur.
⑨ Bar systems take up more space in the prosthesis. Bar sistemleri, protez içinde daha fazla yer kaplar.
Implants should be at least 7 mm away from the hairy scalp. If this is not possible, skin graftingshould be performed
① Implants should be at least 7 mm away from the hairy scalp. İmplantlar, saçlı deriden en az 7 mm uzaklıkta olmalıdır.
② If this is not possible, skin grafting should be performed. Eğer bu mümkün değilse, deri grefti uygulanmalıdır.
he bars fixed between abutments should follow natural facial features and be designed to providethe necessary hygiene
Abutmentler arasına sabitlenen barlar, doğal yüz hatlarını takip etmeli ve gerekli hijyeni sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır.
The implants should be 1 cm apart from each other for hygienic purposes.
İmplantlar, hijyenik nedenlerle birbirlerinden 1 cm uzaklıkta olmalıdır.
Toprevent any damage, the skin layers should be surgically thinned and this operation should be done10 mm away from the abutments.
Herhangi bir hasarı önlemek için, deri katmanları cerrahi olarak inceltilmeli ve bu işlem abutmentlerden 10 mm uzakta yapılmalıdır.
c
c-Kemik Bölgeleri (c-bone regions) Kemik kütlesinin en ince olduğu kenar bölgeleridir.
Kemik Hacmi: 3 mm veya daha azdır.
İmplant Seçimi: Bu bölgeler, 3 mm veya daha kısa kraniofasiyal implantların kullanılmasını gerektirir.
Örnek Bölgeler:
Pyriform (armutsu) kenar.
Infraorbital (göz altı) kenar.
Nasal (burun) kemiği.
Zigomatik arkın (elmacık kemeri) bazı kısımları.
Yüz bölgesindeki temporal kemiğin (şakak kemiği) bazı bölümleri.
b
b-kemik bölgeleri (b-bone regions): Kemik hacminin 4-5 mm olduğu bu bölgelerde, 4 mm’lik kraniofasiyal (kafa-yüz) implantlar kullanılabilir.
Bu kemik bölgeleri; orbital (göz çukuru) kenarların üst, yan ve alt-yan kısımlarının büyük bölümünde bulunur.
Özellikle zigomanın (elmacık kemiği) mastoid sınırı ve temporal kemikte (şakak kemiği) bu yapıya rastlanır.
a
a-kemik bölgeleri:
"Dental implantların yanı sıra zigomatik implantların kullanımına da imkan tanıyan bu bölgelerde, kemik hacmi 6 mm veya daha fazladır. Üst çenenin (maksilla) ön kısmı, zigomatik ark (elmacık kemiği kemeri) ve zigoma (elmacık kemiği) bu bölgelere örnektir. Yüz iskeleti üzerindeki bu kemik bölgeleri; anterior maksilla, zigoma ve/veya zigomatik artriti* içerir.
Implant planning softwareallows for the assessmentof bone volume anddensity.
İmplant planlama yazılımları, kemik hacmi ve kemik yoğunluğunun değerlendirilmesine olanak sağlar.
omputed tomography(CT) scans or otherradiographic evaluationsof bone mass areimportant.
① Computed tomography (CT) scans or other radiographic evaluations of bone mass are important. Kemik kütlesinin değerlendirilmesinde bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları veya diğer radyografik incelemeler önemlidir.
raniofacialosseointegratio
Craniofacial osseointegration, kafatası ve yüz kemiklerine yerleştirilen titanyum implantların, kemikle doğrudan ve sağlam biyolojik bağ kurması sürecidir.
raniofacialosseointegration planningis multifaceted
Craniofasiyal osseointegrasyon planlaması çok yönlüdür.
Loss of consciousness• Loss of sensation• Amnesia• Analgesia• Immobility• Suppression of reflexes in response to surgical stimuli
Loss of consciousness 👉 Bilinç kaybı Hasta çevresinin farkında değildir, uyanık değildir.
Loss of sensation 👉 Duyunun kaybı Dokunma, basınç gibi duyular algılanmaz.
Amnesia 👉 Hafıza kaybı Hasta işlem sırasında veya sonrasında olanları hatırlamaz.
Analgesia 👉 Ağrı hissinin ortadan kaldırılması Cerrahi ağrı algılanmaz.
Immobility 👉 Hareketsizlik Hasta istemsiz ya da istemli hareket yapmaz.
Suppression of reflexes in response to surgical stimuli 👉 Cerrahi uyaranlara karşı reflekslerin baskılanması
hyperthermia
③ Hyperthermia (Hipertermi) Vücut sıcaklığının normalin çok üzerine çıkmasıdır.
-Myoglobinuria
② Myoglobinuria (Miyoglobinüri) İdrarda miyoglobinin varlığıdır
Myoglobinemia
① Myoglobinemia (Miyoglobinemik) Kandaki miyoglobin düzeyinin artmasıdır.
Hyperposphatemia
① Hyperphosphatemia (Hiperfosfatemi)
Kandaki fosfat (PO₄³⁻) seviyesinin normalin üzerine çıkmasıdır.
Hypernatremia
① Hypernatremia (Hipernatremi)
Kandaki sodyum (Na⁺) seviyesinin normalin üzerine çıkmasıdır.
Hyperkalemia
Kandaki potasyum (K⁺) seviyesinin normalin üzerine çıkmasıdır.
Increased serum creatine kinase
① Increased Serum Creatine Kinase (Artmış Serum Kreatin Kinaz)
Kandaki kreatin kinaz (CK) enzimi seviyesinin yükselmesidir.
📌 Kısa açıklama:
Kas hasarı veya kas dokusunun aşırı aktivasyonu sonucu CK seviyesi arta
Diffuse Rigidity
① Diffuse Rigidity (Yaygın Kas Sertliği / Diffüz Rigitite)
Kaslarda vücudun birçok bölgesinde aynı anda sertlik ve kasılma durumudur.
Increased Sympathetic Activity
① Increased Sympathetic Activity (Artmış Sempatik Aktivite) Vücudun savaş-kaç sistemininin aşırı aktif hale gelmesidir.
📌 Kısa açıklama:
Kalp atım hızı ve kan basıncı artar, terleme, taşikardi ve pupiller genişleme gibi belirtiler ortaya çıkar.
Metabolic Acidosis• -Cyanosis
① Metabolic Acidosis (Metabolik Asidoz) Vücudun asit–baz dengesinin bozulması sonucu kanın pH’sının düşmesidir. 📌 Genellikle hipoksi, böbrek yetmezliği veya hiperkapni ile ilişkili olabilir.
② Cyanosis (Siyanoz) Deri ve mukozaların mavimsi renk almasıdır.
Low mix venous O2 pressure
Düşük karışık venöz O₂ basıncı, dokuların oksijen ihtiyacının arttığı veya kalbin yeterince oksijenli kan pompalayamadığı durumu gösterir.
• Masseter muscle rigidity• tachycardia• hypercarbia
① Masseter muscle rigidity (Masseter kas sertliği) Çene kasının aniden sertleşmesi ve açılmaması durumu. 📌 Malign hipertermi için erken uyarıcı bulgudur.
② Tachycardia (Taşikardi) Kalp atım hızının normalden hızlı olması. 📌 Genellikle 100/dakika üzeri.
③ Hypercarbia (Hiperkapni) Kandaki karbondioksit (CO₂) düzeyinin yükselmesi. 📌 Malign hipertermi veya hipoventilasyon sırasında görülebilir.
Malignant Hyperthermia
Malign hipertermi, özellikle bazı anestezik ilaçlar veya kas gevşeticilerle tetiklenen, kas hücrelerinde aşırı kalsiyum birikimi sonucu ortaya çıkan ciddi bir metabolik krizdir.
autosomal dominant inheritance• It is an acute hypermetabolic state that occurs in muscle tissue. rare• Recent studies mention mutations in the skeletal muscle Ca channeland Ryanodine receptor genes on chromosome 19 in humans.• May develop with the onset of anesthesia or in the postoperativeperiod
① Autosomal dominant inheritance Otozomal dominant kalıtım
② It is an acute hypermetabolic state that occurs in muscle tissue, rare Kas dokusunda ortaya çıkan nadir bir akut hipermetabolik durumdur
③ Recent studies mention mutations in the skeletal muscle Ca channel and Ryanodine receptor genes on chromosome 19 in humans Son çalışmalar, insanlarda 19. kromozomda bulunan iskelet kası Ca kanalı ve Ryanodin reseptör genlerindeki mutasyonları bildirmektedir
④ May develop with the onset of anesthesia or in the postoperative period Anestezi başlangıcında veya postoperatif dönemde gelişebilir
Convulsions
① Convulsions (Konvülziyonlar) Beyindeki ani ve kontrolsüz elektriksel aktivite artışı sonucu gelişen kasılmalar ve nöbetlerdir.
Dental and Soft tissue traumas• urological problems• ophthalmological problems• acute adrenocortical insufficiency• Unexpected drug reactions• immunological reactions
① Dental and Soft tissue traumas Diş ve yumuşak doku travmaları
② Urological problems Ürolojik problemler
③ Ophthalmological problems Oftalmolojik (göz) problemler
④ Acute adrenocortical insufficiency Akut adrenal korteks yetmezliği
⑤ Unexpected drug reactions Beklenmeyen ilaç reaksiyonları
⑥ Immunological reactions İmmünolojik reaksiyonlar
central anticholinergic syndrome
Santral antikolinerjik sendrom, bazı ilaçlar nedeniyle beyin fonksiyonlarının bozulmasıyla uyanıklık değişikliği, ajitasyon, halüsinasyon ve bazen ateş ile seyreden bir durumdur.
Aspiration of gastric contents and aspiration pneumonia
① Aspiration of gastric contents Mide içeriğinin aspirasyonu, mide içeriğinin solunum yollarına kaçmasıdır ve özellikle anestezi/sedasyon sırasında koruyucu reflekslerin baskılanması ile görülür.
② Aspiration pneumonia Aspirasyon pnömonisi, aspirasyon sonucu akciğerde gelişen enfeksiyondur; ateş, öksürük ve nefes darlığı ile seyredebilir.
Anxiety• Postoperative fatigue• delay in waking up• central anticholinergic syndrome• Convulsions, Post-Anesthesia Excitation and Hallucinations• Peripheral nerve injuries• Ischemic spinal injury
① Anxiety Anksiyete (kaygı)
② Postoperative fatigue Postoperatif yorgunluk
③ Delay in waking up Uyanmada gecikme
④ Central anticholinergic syndrome Santral antikolinerjik sendrom
⑤ Convulsions, Post-Anesthesia Excitation and Hallucinations Konvülziyonlar, postanestezik ajitasyon ve halüsinasyonlar
⑥ Peripheral nerve injuries Periferik sinir yaralanmaları
⑦ Ischemic spinal injury İskemik spinal yaralanma
Aspiration
Aspirasyon, mide içeriği, tükürük, kan veya yabancı maddelerin solunum yollarına (trakea ve akciğerler) kaçmasıdır.
Surgical intervention: Eye, head, neck and intra-abdominal interventions,especially biliary and gynecological surgeries
① Surgical intervention: Eye, head, neck and intra-abdominal interventions, especially biliary and gynecological surgeries Cerrahi girişimler: Göz, baş, boyun ve intraabdominal girişimler; özellikle safra yolları (biliyer) ve jinekolojik cerrahiler.
Delayed gastric emptying
Delayed gastric emptying (Gecikmiş mide boşalması) Mide içeriğinin normalden daha yavaş ince bağırsağa geçmesidir.
full stomach
Full stomach (Dolu mide) Midenin içerikle dolu olduğu durumdur.
Nausea-vomiting
Nausea–vomiting (Bulantı–kusma)
regurgitation
Regurgitation (Regürjitasyon) Mide içeriğinin bulantı ve kusma olmadan, pasif şekilde yemek borusuna veya ağıza geri gelmesidir.
gastrointestinaltract
Ağızdan başlayıp yemek borusu, mide, ince bağırsak ve kalın bağırsak boyunca uzanan; besinlerin sindirimi ve emilimini sağlayan organlar bütünüdür.
Hematoma, Thrombosis, thrombo phlebitis
① Hematoma (Hematom) Damar dışına çıkan kanın doku içinde birikmesidir. Genellikle travma, cerrahi işlem veya enjeksiyon sonrası görülür.
② Thrombosis (Tromboz) Bir damar içinde kan pıhtısı oluşmasıdır. Kan akımını kısmen veya tamamen engelleyebilir.
③ Thrombophlebitis (Tromboflebit)
Toplardamarda pıhtı oluşumu (tromboz) ile birlikte damar duvarı iltihabının bulunmasıdır
Tachycardia, Bradycardia, Arrhythmia and Blocks
① Tachycardia (Taşikardi) Kalp atım hızının normalden fazla olmasıdır. 📌 Erişkinde genellikle dakikada 100’ün üzerinde kalp atımıdır.
② Bradycardia (Bradikardi) Kalp atım hızının normalden düşük olmasıdır. 📌 Erişkinde genellikle dakikada 60’ın altında kalp atımıdır.
③ Arrhythmia (Aritmi) Kalp ritminin düzensiz olmasıdır. 📌 Kalp çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz atabilir.
④ Blocks (Kalp Blokları) Kalpteki elektriksel iletimin yavaşlaması veya tamamen kesilmesidir. 📌 Özellikle atriyoventriküler (AV) bloklar klinik olarak önemlidir.
myocardial infarction
Miyokard enfarktüsü, kalp kasını besleyen koroner arterlerden birinin ani tıkanması sonucu, kalp kasının bir bölümünün oksijensiz kalarak hasar görmesi veya ölmesidir.
Cardiac Arrest
Kardiyak arrest, kalbin dolaşımı sürdüremeyecek şekilde aniden durmasıdır.
Decreased vital capacity
Azalmış vital kapasite, kişinin maksimum derin nefes aldıktan sonra verebildiği hava miktarının azalmasıdır.
aspiration
Aspirasyon, mide içeriğinin, tükürüğün, kanın veya yabancı maddelerin alt solunum yollarına (trakea–akciğer) kaçmasıdır.
pulmonary edema
Pulmoner ödem, akciğerlerdeki alveollerin ve interstisyel alanın sıvı ile dolması durumudur.
increase pulmonary shunt
Artmış pulmoner şant, akciğerdeki kanın oksijenlenmeden (havalanmadan) geçerek sistemik dolaşıma katılması durumudur.
The leading causes of post-operative hypoxia are hypoventilation, ventilation perfusion mismatch, and increased pulmonaryshunts.
Postoperatif hipoksinin başlıca nedenleri; hipoventilasyon, ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğu ve artmış pulmoner şantlardır
Complications observed later; Segmental atelectasis, Aspiration pneumonia Lung abscess, surgical emphysema, pneumothorax,thromboembolism
① Complications observed later; Segmental atelectasis, Aspiration pneumonia, Lung abscess, surgical emphysema, pneumothorax, thromboembolism Geç dönemde görülen komplikasyonlar; segmental atelektazi, aspirasyon pnömonisi, akciğer apsesi, cerrahi amfizem, pnömotoraks ve tromboembolizm
aspiration
Mide içeriğinin veya yabancı maddelerin solunum yollarına kaçmasıdır.
hypercapni
Kanda karbondioksit (CO₂) düzeyinin artmasıdır.
ypoxia
Dokulara giden oksijenin yetersiz olması durumudur.
In the early postoperative period; hypoxia, hypercapnia and aspiration are observed most frequently.
① In the early postoperative period; hypoxia, hypercapnia and aspiration are observed most frequently Erken postoperatif dönemde en sık hipoksi, hiperkapni ve aspirasyon görülür.
sibl
ASA Sınıfları ASA I
Tamamen sağlıklı hasta
Sistemik hastalık yok 📌 Örnek: Sağlıklı genç birey
ASA II
Hafif sistemik hastalığı olan hasta
Günlük yaşamı etkilemez 📌 Örnekler:
Kontrollü hipertansiyon
Hafif astım
Sigara içen hasta
ASA III
Ciddi sistemik hastalığı olan hasta
Günlük yaşamı etkiler 📌 Örnekler:
Kontrolsüz diyabet
Stabil angina
KOAH
ASA IV
Hayatı tehdit eden ciddi sistemik hastalık
Sürekli risk altında 📌 Örnekler:
Yeni geçirilmiş MI
İleri kalp yetmezliği
Böbrek yetmezliği (diyaliz)
ASA V
Ameliyat olmadan yaşama ihtimali olmayan hasta
24 saat içinde ölüm riski yüksek 📌 Örnekler:
Masif travma
Rüptüre abdominal aort anevrizması
ASA VI
Beyin ölümü gerçekleşmiş, organ bağışçısı hasta 📌 Sadece organ nakli için değerlendirilir “E” Harfi (Emergency)
Acil cerrahi durumlarda sınıfın yanına eklenir 📌 Örnek: ASA IIIE, ASA IVE
P
ASA Sınıfları ASA I
Tamamen sağlıklı hasta
Sistemik hastalık yok 📌 Örnek: Sağlıklı genç birey
ASA II
Hafif sistemik hastalığı olan hasta
Günlük yaşamı etkilemez 📌 Örnekler:
Kontrollü hipertansiyon
Hafif astım
Sigara içen hasta
ASA III
Ciddi sistemik hastalığı olan hasta
Günlük yaşamı etkiler 📌 Örnekler:
Kontrolsüz diyabet
Stabil angina
KOAH
ASA IV
Hayatı tehdit eden ciddi sistemik hastalık
Sürekli risk altında 📌 Örnekler:
Yeni geçirilmiş MI
İleri kalp yetmezliği
Böbrek yetmezliği (diyaliz)
ASA V
Ameliyat olmadan yaşama ihtimali olmayan hasta
24 saat içinde ölüm riski yüksek 📌 Örnekler:
Masif travma
Rüptüre abdominal aort anevrizması
ASA VI
Beyin ölümü gerçekleşmiş, organ bağışçısı hasta 📌 Sadece organ nakli için değerlendirilir
P
ASA Sınıfları ASA I
Tamamen sağlıklı hasta
Sistemik hastalık yok 📌 Örnek: Sağlıklı genç birey
ASA II
Hafif sistemik hastalığı olan hasta
Günlük yaşamı etkilemez 📌 Örnekler:
Kontrollü hipertansiyon
Hafif astım
Sigara içen hasta
ASA III
Ciddi sistemik hastalığı olan hasta
Günlük yaşamı etkiler 📌 Örnekler:
Kontrolsüz diyabet
Stabil angina
KOAH
ASA IV
Hayatı tehdit eden ciddi sistemik hastalık
Sürekli risk altında 📌 Örnekler:
Yeni geçirilmiş MI
İleri kalp yetmezliği
Böbrek yetmezliği (diyaliz)
ASA V
Ameliyat olmadan yaşama ihtimali olmayan hasta
24 saat içinde ölüm riski yüksek 📌 Örnekler:
Masif travma
Rüptüre abdominal aort anevrizması
ASA VI
Beyin ölümü gerçekleşmiş, organ bağışçısı hasta 📌 Sadece organ nakli için değerlendirilir
Choosing the anesthesia plan to be followed according to the riskfactors determined in the medical history and the choice of thepatient, making perioperative and postoperative care more effectiveand cheaper• Reducing the mortality and morbidity of surgery• To enable the patient to return to normal life as early as possible.
① Choosing the anesthesia plan to be followed according to the risk factors determined in the medical history and the choice of the patient, making perioperative and postoperative care more effective and cheaper Tıbbi öyküde belirlenen risk faktörlerine ve hastanın tercihine göre uygulanacak anestezi planının seçilmesi, böylece perioperatif ve postoperatif bakımın daha etkili ve daha ekonomik hale getirilmesi
② Reducing the mortality and morbidity of surgery Cerrahinin mortalite ve morbiditesinin azaltılması
③ To enable the patient to return to normal life as early as possible Hastanın normal yaşamına mümkün olan en kısa sürede dönebilmesinin sağlanması
Obtaining information about the patient's medical history,physical and mental status and determining the necessary testsand consultations• Choosing the anesthesia plan to be followed according to the riskfactors determined in the medical history and the patient's choice• Giving detailed information to the patient and obtaining consent• Educating the patient about anesthesia, preoperative care andpain management to reduce anxiety and facilitate recovery
① Obtaining information about the patient's medical history, physical and mental status and determining the necessary tests and consultations Hastanın tıbbi öyküsü, fiziksel ve ruhsal durumu hakkında bilgi edinilmesi ve gerekli tetkiklerin ve konsültasyonların belirlenmesi
② Choosing the anesthesia plan to be followed according to the risk factors determined in the medical history and the patient's choice Tıbbi öyküde belirlenen risk faktörlerine ve hastanın tercihine göre uygulanacak anestezi planının seçilmesi
③ Giving detailed information to the patient and obtaining consent Hastaya detaylı bilgi verilmesi ve aydınlatılmış onamın alınması
④ Educating the patient about anesthesia, preoperative care and pain management to reduce anxiety and facilitate recovery Kaygıyı azaltmak ve iyileşmeyi kolaylaştırmak amacıyla hastanın anestezi, preoperatif bakım ve ağrı yönetimi konusunda eğitilmesi
mortality and morbidity
① Mortality
Mortalite = ölüm oranı
Belirli bir hastalık, işlem veya zaman dilimi içinde ölümle sonuçlanan vakaların oranını ifade eder.
Örnek:
“Postoperatif mortalite %1” → Ameliyat sonrası ölüm oranı %1
② Morbidity
Morbidite = hastalık / komplikasyon oranı
Ölümle sonuçlanmayan ancak hastalık, komplikasyon, fonksiyon kaybı veya yan etki oluşturan durumların sıklığını ifade eder.
Örnek:
“Postoperatif morbidite” → Enfeksiyon, ağrı, kanama, solunum problemi gibi komplikasyonlar
PREANESTHESIC EVALUATION ANDPATIENT PREPARATION• It is an important clinical examination to reduce mortality and morbidity beforethe application of surgical or diagnostic anesthesia.• To ensure that the patient is brought to optimal conditions before theoperation
① PREANESTHESIC EVALUATION AND PATIENT PREPARATION Preanestezik değerlendirme ve hasta hazırlığı
② It is an important clinical examination to reduce mortality and morbidity before the application of surgical or diagnostic anesthesia. Cerrahi veya tanısal anestezi uygulanmadan önce mortalite ve morbiditeyi azaltmak amacıyla yapılan önemli bir klinik değerlendirmedir.
③ To ensure that the patient is brought to optimal conditions before the operation Hastanın operasyon öncesinde en uygun (optimal) koşullara getirilmesini sağlamak amacıyla yapılır.
Avoid known allergens•Epinephrine auto-injector (EpiPen)•0.15 mg or 0.3 mg / 0.3 ml•Must be carried by patients with prior anaphylaxis•Avoid beta-blockers, ACE inhibitors, MAO inhibitors, tricyclic antidepressants if possible
① Avoid known allergens Bilinen alerjenlerden kaçınılmalıdır
② Epinephrine auto-injector (EpiPen) Epinefrin oto-enjektörü (EpiPen)
③ 0.15 mg or 0.3 mg / 0.3 ml 0.15 mg veya 0.3 mg / 0.3 ml
④ Must be carried by patients with prior anaphylaxis Daha önce anafilaksi geçirmiş hastalar tarafından mutlaka taşınmalıdır
⑤ Avoid beta-blockers, ACE inhibitors, MAO inhibitors, tricyclic antidepressants if possible Mümkünse beta-blokerler, ACE inhibitörleri, MAO inhibitörleri ve trisiklik antidepresanlardan kaçınılmalıdır
Medications• Antihistaminics• Steroids
① Medications İlaçlar
② Antihistaminics Antihistaminikler
③ Steroids Steroidler
📌 Klinik not: Antihistaminikler ve steroidler destek tedavisidir; anafilakside hayat kurtarıcı olan ilk ilaç adrenalindir.
Management• Airway & circulation assessment• IV fluids: 30 ml/kg• Oxygen 4–6 L/min• Epinephrine IM (1:1000)
① Management Tedavi / Yönetim
② Airway & circulation assessment Hava yolu ve dolaşımın değerlendirilmesi
③ IV fluids: 30 ml/kg İntravenöz sıvı tedavisi: 30 ml/kg
④ Oxygen 4–6 L/min Oksijen: dakikada 4–6 litre
⑤ Epinephrine IM (1:1000) Epinefrin intramüsküler (1:1000)
Time Course•IV exposure: 3–5 minutes•Oral exposure: up to 2 hours•Biphasic reaction: 1–8 hours later•More common if steroids or adrenaline are not used•One-third milder, one-third same severity, one-third more severe•Severity of recurrent episodes is unpredictable
IV exposure: 3–5 minutes
👉 Alerjen damardan verilirse (ilaç, kontrast madde gibi) ➡️ 3–5 dakika içinde anafilaksi başlayabilir 📌 En hızlı ve en tehlikeli durumdur.
Oral exposure: up to 2 hours
👉 Alerjen ağızdan alınırsa (yiyecek, ilaç) ➡️ Reaksiyon 2 saate kadar gecikerek ortaya çıkabilir
Biphasic reaction: 1–8 hours later
👉 İlk belirtiler düzeldikten sonra ➡️ 1–8 saat sonra ikinci bir anafilaksi atağı gelişebilir 📌 Buna bifazik reaksiyon denir
More common if steroids or adrenaline are not used
👉 Adrenalin veya steroid verilmezse ➡️ Bifazik reaksiyon daha sık görülür
One-third milder, one-third same severity, one-third more severe
👉 Tekrar eden ataklarda:
%33 → daha hafif
%33 → aynı şiddette
%33 → daha ağır olabilir
Severity of recurrent episodes is unpredictable
👉 Tekrarlayan anafilaksi ataklarının ➡️ ne kadar şiddetli olacağı önceden tahmin edilemez
Skin: Urticaria, flushing, itching• Respiratory: Wheezing, dyspnea, throattightness• GI: Nausea, vomiting, diarrhea• CVS: Hypotension, arrhythmia
① Skin: Urticaria, flushing, itching Cilt: Ürtiker, kızarıklık (flushing), kaşıntı
② Respiratory: Wheezing, dyspnea, throat tightness Solunum sistemi: Hırıltılı solunum (wheezing), nefes darlığı (dispne), boğazda sıkışma hissi
③ GI: Nausea, vomiting, diarrhea Gastrointestinal sistem: Bulantı, kusma, ishal
④ CVS: Hypotension, arrhythmia Kardiyovasküler sistem: Hipotansiyon, aritmi
gG: Recurrent infection defense• IgA: Mucosal protection• IgM: Early infection• IgD: Least abundant• IgE: Allergy & anaphylaxis
① IgG: Recurrent infection defense IgG: Tekrarlayan enfeksiyonlara karşı savunma
② IgA: Mucosal protection IgA: Mukozal koruma
③ IgM: Early infection IgM: Erken enfeksiyon
④ IgD: Least abundant IgD: En az bulunan immünoglobulin
⑤ IgE: Allergy & anaphylaxis IgE: Alerji ve anafilaksi
Immunoglobulins
Immunoglobulins İmmünoglobulinler (Ig), bağışıklık sisteminin antijenlere karşı ürettiği antikor proteinleridir. Temel görevleri, yabancı maddeleri tanımak, bağlanmak ve etkisiz hale getirilmesini sağlamaktır.
Laboratory Markers•Histamine:•Rises within 5–10 minutes•Remains elevated for 30–60 minutes•Best measured between 10 minutes and 1 hour•Tryptase:•Peaks 60–90 minutes after onset•May remain elevated for up to 5 hours•Best measured 1–2 hours after anaphylaxis (no later than 6 hours)Alpha and beta tryptase:•Alpha tryptase has a high basal level•In anaphylaxis, beta tryptase increases and alpha tryptase rises further•(Total tryptase / beta tryptase):•<10: no mastocytosis20: mastocytosis
① Laboratory Markers Laboratuvar belirteçleri
② Histamine: Histamin:
③ Rises within 5–10 minutes 5–10 dakika içinde yükselir
④ Remains elevated for 30–60 minutes 30–60 dakika boyunca yüksek kalır
⑤ Best measured between 10 minutes and 1 hour En uygun ölçüm zamanı 10 dakika ile 1 saat arasıdır
⑥ Tryptase: Tripta z:
⑦ Peaks 60–90 minutes after onset Başlangıçtan 60–90 dakika sonra pik yapar
⑧ May remain elevated for up to 5 hours 5 saate kadar yüksek kalabilir
⑨ Best measured 1–2 hours after anaphylaxis (no later than 6 hours) Anafilaksiden 1–2 saat sonra ölçülmesi idealdir (en geç 6 saat içinde)
⑩ Alpha and beta tryptase: Alfa ve beta triptaz:
⑪ Alpha tryptase has a high basal level Alfa triptazın bazal düzeyi yüksektir
⑫ In anaphylaxis, beta tryptase increases and alpha tryptase rises further Anafilakside beta triptaz artar ve alfa triptaz daha da yükselir
⑬ (Total tryptase / beta tryptase): (Total triptaz / beta triptaz):
⑭ <10: no mastocytosis <10: mastositoz yok
⑮ ≥20: mastocytosis ≥20: mastositoz
Any substance can cause allergy oranaphylaxis.• First exposure leads to immune memoryformation.• Re-exposure to the same antigen triggersmediator release from mast cells, basophils,and platelets, resulting in a systemic reaction.
① Any substance can cause allergy or anaphylaxis. Herhangi bir madde alerjiye veya anafilaksiye neden olabilir.
② First exposure leads to immune memory formation. İlk maruziyet bağışıklık hafızasının oluşmasına yol açar.
③ Re-exposure to the same antigen triggers mediator release from mast cells, basophils, and platelets, resulting in a systemic reaction. Aynı antijene tekrar maruziyet, mast hücreleri, bazofiller ve trombositlerden mediyatör salınımını tetikler ve bunun sonucunda sistemik bir reaksiyon gelişir.
First exposure → immune memory• Re-exposure → mast cell & basophil activation• IgE-mediated mediator release• Vasodilation, bronchospasm, increasedpermeability
① First exposure → immune memory İlk maruziyet → bağışıklık hafızasının oluşması
② Re-exposure → mast cell & basophil activation Tekrar maruziyet → mast hücreleri ve bazofillerin aktivasyonu
③ IgE-mediated mediator release IgE aracılı mediyatör salınımı
④ Vasodilation, bronchospasm, increased permeability Vazodilatasyon, bronkospazm, damar geçirgenliğinde artış
Pathophysiology
Patofizyoloji, bir hastalığın veya patolojik durumun vücutta nasıl geliştiğini, normal fizyolojik süreçlerin nasıl bozulduğunu ve bu bozulmaların klinik bulgulara nasıl yol açtığını inceleyen bilim dalıdır.
Penicillin and cross-reacting drugs• NSAIDs• Beta-lactam antibiotics, cephalosporins• Chemotherapy agents, muscle relaxants• 4–10% of patients allergic to penicillin also react to cephalosporins• Contrast media
① Penicillin and cross-reacting drugs Penisilin ve çapraz reaksiyon gösteren ilaçlar
② NSAIDs Non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ)
③ Beta-lactam antibiotics, cephalosporins Beta-laktam antibiyotikler, sefalosporinler
④ Chemotherapy agents, muscle relaxants Kemoterapi ajanları, kas gevşeticiler
⑤ 4–10% of patients allergic to penicillin also react to cephalosporins Penisiline alerjisi olan hastaların %4–10’unda sefalosporinlere de reaksiyon görülür
⑥ Contrast media Kontrast maddeler
Food additives• MSG, nitrates, nitrites• Spices (mustard, black pepper)• Colorants (tartrazine, carmoisine, erythrosine, indigotine)• Aspartame, cola additives
⑥ Food additives Gıda katkı maddeleri
⑦ MSG, nitrates, nitrites Monosodyum glutamat (MSG), nitratlar, nitritler
⑧ Spices (mustard, black pepper) Baharatlar (hardal, karabiber)
⑨ Colorants (tartrazine, carmoisine, erythrosine, indigotine) Renklendiriciler (tartrazin, karmosin, eritrozin, indigotin)
⑩ Aspartame, cola additives Aspartam, kola katkı maddeleri
Foods• Seafood (even fish odor may cause anaphylaxis)• Nuts and seeds• Some vegetables, eggs, grains (wheat, corn)• Meat (beef, lamb), celery
① Foods Gıdalar
② Seafood (even fish odor may cause anaphylaxis) Deniz ürünleri (balık kokusu bile anafilaksiye neden olabilir)
③ Nuts and seeds Kuruyemişler ve tohumlar
④ Some vegetables, eggs, grains (wheat, corn) Bazı sebzeler, yumurta, tahıllar (buğday, mısır)
⑤ Meat (beef, lamb), celery Et (sığır, kuzu), kereviz
•History of asthma•Previous anaphylaxis•Severity of last anaphylactic episode•Type, route, and dose of allergen•Age•Atopy history•Cross-reactivity•Family history (one allergic parent: 30%, both parents: 60%)
① History of asthma Astım öyküsü
② Previous anaphylaxis Önceden anafilaksi geçirmiş olma
③ Severity of last anaphylactic episode Son anafilaktik atağın şiddeti
④ Type, route, and dose of allergen Alerjenin tipi, uygulanma yolu ve dozu
⑤ Age Yaş
⑥ Atopy history Atopi öyküsü
⑦ Cross-reactivity Çapraz reaksiyon
⑧ Family history (one allergic parent: 30%, both parents: 60%) Aile öyküsü (bir ebeveyn alerjikse: %30, her iki ebeveyn alerjikse: %60)
Allergy: Unpredictable hypersensitivityreaction• Anaphylaxis: Sudden-onset, rapidlyprogressive IgE-mediated systemic reaction• Anaphylactoid reaction: Non-immunologic,clinically similar reaction• Anaphylactic shock: Life-threatening condition
① Allergy: Unpredictable hypersensitivity reaction Alerji: Öngörülemeyen aşırı duyarlılık reaksiyonu
② Anaphylaxis: Sudden-onset, rapidly progressive IgE-mediated systemic reaction Anafilaksi: Ani başlayan, hızlı ilerleyen, IgE aracılı sistemik reaksiyon
③ Anaphylactoid reaction: Non-immunologic, clinically similar reaction Anafilaktoid reaksiyon: İmmünolojik olmayan, klinik olarak benzer reaksiyon
④ Anaphylactic shock: Life-threatening condition Anafilaktik şok: Hayatı tehdit eden durum