47 Matching Annotations
  1. Oct 2021
    1. value of a firm’s tangible assets is sometimes not readily available, but corporate accounting generally tracks acquisition costs, depreciation expenses, and depreciated book valuations for both financial and income tax purposes.

      Firmalar vergiden kaçınmak için muhasebe içinde amotisman gibi vergiden düşülecek kalemlere gelirlerini kaydırmaktadır.

    1. Yani bu marketler haftanın belli günleri fiyatları çok aşağı çekecek, diğer günler ise o indirimlerin acısını çıkarırcasına yüksek fiyat uygulayacak. Hükümet de, bu marketleri TÜİK’e olan yardımlarını görmezden gelip fahiş fiyat denetimine alacak.

      Enf

  2. Sep 2021
    1. Ben ilk ve ortaokula giderken ABD Başkanları sırasıyla Richard Nixon, Gerald Ford ve Jimmy Carter idi. Nixon 1974’te başkanlıktan ayrıldı ve 20 yıl daha yaşayıp 1994’te öldü. Gerald Ford, 1977’de Başkanlıktan ayrıldı, yaklaşık 30 yıl daha yaşayıp 2006’da öldü. Jimmy Carter 1981 yılında Başkanlıktan ayrıldı. Hâlâ hayatta. Saygın bir hayat sürüyor. “Devlet” kelimesinin kullanıldığı ülkeler için aynı şeyi söylemek mümkün mü?
    2. Bu toplumlarda yöneticiler, devletin tedavül eden bir şey olduğunu bildikleri için, ellerinden uçmaması için, devlete olabildiğince sarılıyorlar. Ancak bunda uzun vadede pek de başarılı olamıyorlar. Çünkü “devlet” temellük edilebilen, sahip olunabilen bir şey değildir. “Devlet” kelimesinden, bu kelimenin kökünde bulunan “d”, “v” ve “l” harflerini atmak nasıl mümkün değil ise, bu kelimenin cari olduğu toplumlarda, “devlet” olgusundan “tedavül”ü de atmak mümkün değildir. “D”, “v” ve “l” harfleri “devlet” kelimesinin nasıl aslî harfleri ise, “tedavül” de “devlet” olgusunun aslî niteliğidir. Daha açık bir şekilde söyleyelim: Devlet kimseye ömrü billah yar olmaz. Devletin geçici olarak kime yar olacağı ise, bu toplumlarda, hukuka değil, “talih”e bağlıdır. Bu talih ise, bir “talih kuşu” misali, dönüp dolaşan bir şeydir.
    3. Ne var ki, “devlet” kelimesinin kullanıldığı toplumlarda devlete nail olmanın kuralları olmadığından veya bu kurallara uyulmadığından ve keza devlete nail olmanın kamu hizmetini yürütmekten başka bir anlamı olmadığı bilinmediğinden, devlet, “tıpkı bir altın top gibi” elden ele dolaşmaktadır. Neticede devleti ele geçirenlerin “ikbal ve nüfuzu” kendi şahısları açısından kalıcı olamamakta, bir talih ve tesadüf eseri devleti ele geçirenlerin elinden devlet, bir başka talih ve tesadüf sonucu, bir “talih kuşu”nun bir baştan diğer başa uçup gitmesi misali uçup gitmektedir.  
    4. Kelimelerin etimolojik kökleri ile bu kelimelerin ifade ettikleri kurumların kaderlerinin aynı olacağı düşüncesi şaşırtıcı, spekülatif yönü ağır basan bir düşüncedir. Ama yine de kayda değer bir düşüncedir. Neticede bir olguyu veya bir kurumu ifade etmek için kullanılan kelimelerin tarihsel süreçte rastlantı sonucu seçilmediği de bir gerçek. Muhtemelen hukuk terimlerinin de sosyal, kültürel, psikolojik kaynakları var.

      Kelime sahibi olduğu etimolojik kaynağından ismini aldığı kelimenin eğilimini taşır düşüncesi. İnsanlar bir şeyi adlandırırken sahip olduğu dil yapısında eşdeğer paralellik gördüğü yapılar üzerinden hareket eder aslında bir nevi bu özellikleri taşıdığına kanaat getirilen (tecrübe edilmiş) yapılar üzerinden isimlendirme yapılır.

    1. Aslında taşra kentlerinde üniversiteleşme buna benzer bir işlev gördü. Özellikle eğitim/öğretim performanslarının sınırlılığı göz önüne alındığında. Şehir merkezlerinde üniversite kampüsleri kasabalarda ek fakülteler ve meslek yüksek okulları geçmişte askeri garnizonların gördüğü işlevi karşıladı. Kampüsler genellikle şehrin dışında inşa edildi. Şehir merkeziyle kampüs arasındaki tarlalar hızla arsalaştı. Şehirlerin aldığı üniversiter göç buralarda daire fiyatlarının ve kiraların hızla yükselmesine neden oldu. AVM’ler, lokantalar, kafeler ve buna benzer yeme içme mekânları bundan nasibini aldı. Yani üniversiteler kuruldukları kentlere ciddi bir ekonomik canlılık getirdiler.

      Kırsalda gelişme çabası

      Garnizon (devlet tarafından güvenlik bahanesiyle yığılan insan kümesinin kırsalda ikamet etmesi) --- artan nüfus -- artan ihtiyaç -- artan ekonomik aktivite

      Üniversite --- (eğitim bahanesiyle kalitesiz kurumların kalkınma bahanesinide içerecek şekilde kırsala dağıtılması) artan öğrenci sayısı- artan ihtiyaç -artan barınma ihtiyacı -artan ekonomik faaliyet - artan kira -artan emlak talebi - artan inşaat - yeni yapılaşma - belediye - rant

      Devletin zorunlu tuttuğu yapı ekseninde gelirini elde eden kesimler daha fazla şekilde oy gücü üzerinden hem askeri alana hem eğitim alanına sirayet ederek gelirlerini korumaya ve artırmaya çalışmaktadır. (Çarşıya çıkış iznini artırmaya yasakların kaldırılmasına, yaz okulu uygulamasına vb bir çok uygulama üzerinde baskı unsuru haline gelmeye çalışması)

      Neden devlet zorunlu tuttuğu yapıya eş güdümlü olarak ihtiyacında karşılanması yönünde bir yatırım yapmak yerine bölgedeki kişilerin haksız gelirler elde ederek zenginleşmesini kalkınma olarak adlandırmaktadır.

    1. Horus ve Seth birbirlerine zıt tasvir edilmekle beraber aralarındaki dengenin/uzlaşmanın firavunların ülkelerine hükmetmesine izin verdiği düşünülüyordu.

      İki çatışma ile ortaya çıkan denge

    2. Sorumuz bu kaynakların yazarının neden böyle bir şeye kalkışmış oldukları. Bu olayın tarihsel olduklarını düşünüyorlar ki İncillerden çıkaramıyorlar.

      Bir kaynaktan çıkan bir söylenti ekseninde bu soruna çözüm önerileri getiriliyor olamaz mı ? Her çözülmeye çalışılan sorun arka planında muhakkak bir gerçeklik barındırmak zorunda mıdır?

    1. Kocaeli’nin, sanayi tesislerinin yanında, özellikle rafineri nedeniyle Akaryakıt üzerinden alınan ÖTV nedeniyle üst sıralarda yer alması söz konusudur.

      Devletin en önemli gelir kalemi KDV ÖTV gibi dolaylı vergiler.

    1. Bakan Muş, bakanlık konferans salonunda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile düzenlediği basın toplantısında ağustos ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. İhracatta 2021 yılı boyunca ortaya konulan güçlü performansın ağustos ayında da devam ettiğine işaret eden Muş, "İhracatımız geçtiğimiz yılın ağustos ayına göre yaklaşık yüzde 52'lik artışla 18,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu rakam ile en yüksek ağustos ayı ihracat rakamına ulaşmış bulunuyoruz. Ayrıca, son 12 aylık ihracat değerimiz de 207,5 milyar dolar ile yeni bir cumhuriyet rekoru kırmayı başarmıştır" diye konuştu. Muş, yıl sonunda ihracatın 210 milyar dolara ulaşacağına olan inancının tam olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

      210 Milyar

  3. Aug 2021
    1. Chose legible typefaces, avoid serif and highly decorative fontsAvoid italic, bold, and ALL CAPSEnsure high contrast with the backgroundDo not rotate your text

      italik bold ve büyük yazımlardan kaçın Yazıları çevirme

    2. Avoid confusing dual-axis

      Çift eksen kullanmaktan sakın

    3. Always start a bar chart at 0 baselineTruncation leads to misrepresentation. On the example below, looking at the chart on the left, you can quickly conclude that value B is more than 3 times greater than D when in reality the difference is far more marginal. Starting at zero baseline ensures that users get a much more accurate representation of data.

      Her zaman grafiği sıfır baz noktasından başlat.

    4. 2. Use correct plotting directions based on the positive and negative valuesWhen using horizontal bars, plot negatives values on the left side and positive on the right side of a baseline.

      Solda negatif değerler sağda pozitif değerler olacak şekilde grafiği oluştur

    5. Choosing the wrong chart type, or defaulting to the most common type of data visualization could confuse users or lead to data misinterpretation. The same data set can be represented in many ways, depending on what users would like to see. Always start with a review of your data set and user interview.

      Eğer veri görselleştirme ile ilişkileri göstermek istiyorsak scatter, duble network

      Karşılaştırma göstermek istiyorsak column bar Circular Area

      kompozisyon görmek istiyorsak pie,tree,heat,sunburts

    1. Magnus’un yaptığı gibi odaklanmış ve dağınık düşünme arasında geçiş yapmak, bir konuda uzmanlaşmanın veya zor bir sorunu çözmenin en iyi yoludur. İlk olarak, herhangi bir dikkat dağıtıcı olmadan bir konunun temellerini anlamak için odaklanmış düşünme modunu kullanırız. Sonra öğrendiklerimizi pasif bir şekilde içselleştirmek ve zaten bildiğimiz diğer şeylerle bağlantı kurmak için dağınık moda geçeriz. En sonunda da odaklanmış moda geri döner ve kurduğumuz bağlantıları en iyi biçimde kullanırız. Matematik öğrenmek ve yaratıcı olmak için hem odaklanmış hem de dağınık düşünce biçimlerimizi birlikte kullanmamız gerekir.

      Dağınık Ddüşünce

    1. Analytical thinking takes something apart, system thinking understands what the thing is a part of.Analytical Thinking identifies the properties and behaviors of the parts taken separately, System Thinking understands the behavior of the bigger whole which the thing is a part of.Analytical Thinking aggregates the understanding of the parts into an understanding of the whole, System Thinking understands the role or function of the thing as a part of the whole.

      a) Bu sistemin önemli parçaları nelerdir?

      b) Bu parçaları birbirine bağlayan ve birbirine uyumunu sağlayan başlıca süreçler nelerdir?

      c) Sistemin gerçekleştirmek istediği amaçlar nelerdir?

      Sistem düşüncesi neyin parçası olduğu ile sorgular

    2. Analytical thinking helps us understand how stuff works, system thinking helps us understand why stuff works the way it does.

      Analitik düşünce, sistemin yapısı ile ilgilenip nesnelerin veya olayların nasıl oluştuğunu tanımlamaya çalışırken, Sentez düşüncesi sistemin fonksiyonuna odaklanıp nesnelerin veya olayların niçin meydana geldiğini anlamaya çalışmaktadır.

    3. Analytical Thinking: breaking things apart in order to understand how stuff works by seeing the whole as a sum of its parts.

      Analitik düşünme yöntemi, bütünü parçalarıyla görerek nasıl çalıştığını anlama çabası.

    1. To get better at show and tell, start by being clear about the action that should flow from your problem solving and findings: the governing idea for change. Then find a way to present your logic visually so that the path to answers can be debated and embraced. Present the argument emotionally as well as logically, and show why the preferred action offers an attractive balance between risks and rewards. But don’t stop there. Spell out the risks of inaction, which often have a higher cost than imperfect actions have.

      Problem çözümü ve akış şemasını açık bir şekilde belirt.

      Anlaşılabilecek ve üstünde tartışılabilecek bir görsel şeklinde sun.

      Argümanı mantıki ve duygusal olarak sun

      Aksiyomun riskler ve ödüller arasında neden seçilebilir bir denge unsuru olduğunu ifade edin.

      Aksiyom almamanın sonuçlarını belirtin.

    2. The most elegant problem solving is that which makes the solution obvious. The late economist Herb Simon put it this way: “Solving a problem simply means representing it so as to make the solution transparent.” 10

      En iyi problem çözümü sorunu açıklayarak çözümü herkesçe görünür hale getirmektir.

    3. Good problem solving typically involves designing experiments to reduce key uncertainties. Each move provides additional information and builds capabilities.

      Problem çözme belirsizliği azaltmak için deneyler oluşturmayı ve her bir adım ile bilgi ve tecrübe edinmeyi sağlar.

    4. The secret to developing a dragonfly-eye view is to “anchor outside” rather than inside when faced with problems of uncertainty and opportunity. Take the broader ecosystem as a starting point. That will encourage you to talk with customers, suppliers, or, better yet, players in a different but related industry or space. Going through the customer journey with design-thinking in mind is another powerful way to get a 360-degree view of a problem. But take note: when decision makers face highly constrained time frames or resources, they may have to narrow the aperture and deliver a tight, conventional answer.
    5. Rookie problem solvers show you their analytic process and math to convince you they are clever. Seasoned problem solvers show you differently.

      Acemi problem çözücüler sizi matematik sürece boğarken diğer problem çözücüler farklı taraflarını gösterir.

    6. The secret to developing a dragonfly-eye view is to “anchor outside” rather than inside when faced with problems of uncertainty and opportunity. Take the broader ecosystem as a starting point. That will encourage you to talk with customers, suppliers, or, better yet, players in a different but related industry or space. Going through the customer journey with design-thinking in mind is another powerful way to get a 360-degree view of a problem. But take note: when decision makers face highly constrained time frames or resources, they may have to narrow the aperture and deliver a tight, conventional answer.

      Sorunla karşılaşıldığında dışarıya demirlemek dışarıdan bakmaya çalışmak sorunla ilgili sorunların ve alanları kontrol etmek daha geniş bir perspektif sağlayabilir.

    7. To embrace imperfectionism with epistemic humility, start by challenging solutions that imply certainty. You can do that in the nicest way by asking questions such as “What would we have to believe for this to be true?” This brings to the surface implicit assumptions about probabilities and makes it easier to assess alternatives. When uncertainty is high, see if you can make small moves or acquire information at a reasonable cost to edge out into a solution set. Perfect knowledge is in short supply, particularly for complex business and societal problems. Embracing imperfection can lead to more effective problem solving. It’s practically a must in situations of high uncertainty, such as the beginning of a problem-solving process or during an emergency.

      Bunun doğru olduğuna inanmamız için nelerin doğru olması gerekir sorusu temel yapı taşı durumundadır.

      Bu soru ile beraber örtük varsayımlar belirginleşir ve alternatif çözümler yüzeye çıkması kolaylaşır. Bu nedenle mükkemmeliyete ulaşmaktan ziyade kusuru benimsemek basarıya giden kapıyı aralayabilir.

    8. Recent research shows that we are better at solving problems when we think in terms of odds rather than certainties.

      Kesinlikler yerine olasılıklar üzerine düşünmemizin problem çözümlemede daha önemli olduğunu vurguluyor.

    9. One simple suggestion from author and economist Caroline Webb to generate more curiosity in team problem solving is to put a question mark behind your initial hypotheses or first-cut answers. This small artifice is surprisingly powerful: it tends to encourage multiple solution paths and puts the focus, correctly, on assembling evidence. We also like thesis/antithesis, or red team/blue team, sessions, in which you divide a group into opposing teams that argue against the early answers—typically, more traditional conclusions that are more likely to come from a conventional pattern. Why is this solution better? Why not that one? We’ve found that better results come from embracing uncertainty. Curiosity is the engine of creativity.

      Erken cevapların düşünce sürecini durdurmasını engellemek için ilerlemelerimizin sonuna bir soru işareti koyarak devam etmeye çalışabiliriz. Bu durum farklı çözüm ve varsayımlara ulaşmamıza yardımcı olabilir.

    10. Natural human biases in decision making, including confirmation, availability, and anchoring biases, often cause us to shut down the range of solutions too early.

      Bilişsel hatalar nedeniyle insan zihni çözüm bulma eğilimini en yakın noktada sona erdirme hatasını gerçekleştirmektedir. Daha iyi bir çözüme varmadan çözüm arama süreci sona ermektedir.

    11. Relentlessly ask, “Why is this so?” Unfortunately, somewhere between preschool and the boardroom, we tend to stop asking. Our brains make sense of massive numbers of data points by imposing patterns that have worked for us and other humans in the past. That’s why a simple technique, worth employing at the beginning of problem solving, is simply to pause and ask why conditions or assumptions are so until you arrive at the root of the problem.

      Neden böyle sorusunun sorulmaya devam edilmesi.

      Düşünmemizin önüne geçen önkabulleri ve inançların düşünme sürecimizi durdurmasına izin vermemiz gerekmektedir.

      Neden sorusunu , olguların ve durumların varsayımlarını sorgulamaya sorunun temeline inene kadar devam ettirmeliyiz.

    1. “(1)’in altında olan bilgi, bireylerin talep çizelgesi tarafından verilebilir veya ekonomik sistemi yöneten otoritelerin hükmüne göre saptanabilir. (2)’nin bilgisinin sosyalist ekonominin yöneticilerine erişilebilir olup olmadığı sorusu durmaktadır. Profesör Mises bunu inkar eder. Fiyat teorisini ve üretim teorisini titiz incelersek ancak, bu bize (1)’in datası ve (3)’ün datası verildiği zaman ‘alternatiflerin bize sunulduğu koşullar’ sonuçta bir metanın başka bir metaya dönüştürülebilmesinin teknik imkanlarıyla belirlenir, yani üretim fonksiyonlarıyla.

      Eleştiri

      1) Tercih skalası talep skalası ile belirlenir

      (Tercih birden fazla ürünün tüketiciye sunulması şeklinde gerçekleşir eğer ürün sunumu kararı merkezi otoriteye bırakılırsa yeterince fazla sayıda tercih oluşur mu?)

    2. Matematiksel bir çözüm öneren ilk kişi Taylor’du. Bu kısa makalede[21], Taylor “birincil faktörlerin” efektif önemini parasal fiyat şeklinde yansıtacak, “faktör değerlendirme tabloları”nın kullanılmasını önerir. Başka bir deyişle, üretim faktörlerinin maliyetini ve alternatif kullanımını, onların fiyatlarının doğal olarak oluşmasıyla belirlemek yerine, merkezi planlayıcılar deneme ve yanılma metoduyla üretim faktörlerine değerini atfedecektir. Bu deneme yanılma metodunun detayları Taylor’ın makalesinde müphem bırakılmıştı ama bu makaledeki 5 farklı adımı şöyle özetleyebiliriz: 1) Merkezi planlayıcılar üretim araçların değerlerini uygun bilgileri özenli bir biçimde inceleyerek yaklaşık olarak belirler ve faktör değerlendirme tabloları oluşturur.2) Planlayıcılar, yönetici rollerini, değerlendirmeleri doğruymuşçasına devam ettirir.3) Ekonomi işlerken, planlayıcılar değerlendirme boyunca yapmış olabilecekleri hataları tespit eder.4) Eğer görünürde hata varsa, planlayıcılar değerlendirmeyi ya azaltır ya da yükseltir.5) Bu prosedür hata kalmayıncaya kadar devam eder.

      Eleştiriye getirilen cevaplar

    3. Deneme yanılma metodu, doğru çözümün deneme yanılma metodunun kendisinden ayrı, yanlış anlaşılamayacak şekilde fark edilebildiği zaman kullanılabilir… doğru çözümün tek göstergesi, problemin çözümü için uygun olan metodu uygulayarak sonuca erişilmesiyse, durumlar pek farklıdır. İki faktörün çarpılmasının sonucu sadece aritmetiksel olarak uygun görülen metodun doğru bir şekilde uygulanmasıyla fark edilebilir. Doğru cevabı deneme yanılma metoduyla tahmin etmeye çalışabiliriz ama burada kullandığımız deneme yanılma metodu aritmetiksel sürecin yerini tutamaz. Eğer aritmetiksel süreç neyin doğru neyin yanlış olduğunun ölçütü olmasaydı ne yaparsak yapalım denemelerimiz nafile… Eğer girişimcinin eylemlerine bir tür deneme yanılma metodu uygulaması demek istiyorsak doğru cevabın kolayca görülebileceğini unutmamalıyız; bu, masraflardan fazla getirinin ortaya çıkmasıdır. Kâr, girişimciye, tüketicilerin girişimini onayladığını söyler, zarar onaylamadığını. Sosyalist ekonomik hesaplama problemi tam olarak da budur: üretim faktörleri için piyasa fiyatlarının yokluğunda kar ve zarar hesabı mümkün değildir”[

      Deneme yanılma yöntemi bir gerçeklik üzerine inşa edilen bir durumdur hesap ölçülmesinde.

    4. “Mises’in argümanının tamamı şudur, teorisyen herhangi bir ürünün üretiminin artması, genelde sadece başka bir ürünün üretim miktarının azaltılması ‘pahasına’ mümkün olduğunu fark etse bile, piyasa fiyatları olmadan kimse bu ‘paha’ nın ne kadar büyük olduğunu bilemez.”[30]

      Paha'nın ölçülmesi piyasa sayesindedir.

      Piyasa dışında paha ölçülebilir mi ?

    5. Her yönetici operasyonları için tamamen kendisi sorumlu olmalıdır, eğer kaynakları boşa harcarsa kaybın sorumluluğu ona düşer, yaptığı hatalar toplum tarafından tazmin edilmeyecektir. Eğer kontrolü altındaki tüm üretim araçlarını israf ederse, herkes gibi sıradan bir vatandaş olurlar, eğer başarılıysa kârı ona bırakılır.
    6. Tartışma uğruna Mises merkezi planlayıcının mucizevi bir şekilde yapılması imkansız olan denge durumu için gereken denklemleri oluşturmayı başardığını varsayar. Bu denge oluşurken piyasa verilerinin değişmemesinden bahsederken, dengeye doğru olan piyasa düzeltmelerini rahatsız eden değişmelerin yoksunluğundan bahsederiz, dengenin oluşumunda olan değişikliklerden değil.

      varsayım denge denklemleri oluşturulduğu

    7. Üretim faktörlerine paha biçmek hesaplama probleminin özünü oluşturur. Paha biçmek tarafından kastedilen, girişimcilerin yatırımın gelecekteki getirisini öngörmeye çalışıp bu doğrultuda üretim faktörlerine fiyat teklifi sunduğu süreçtir. Girişimcilerin beklentileri sıradan dille aktarılabilecek bir bilgi değildir, bu bilgi sadece ödemeye razı olduğu fiyatlar türünden komplike piyasa sistemleriyle iletilebilir. Bu sadece bireylerin, üretim faktörlerin getirilerinin değerlendirilmesini gerçek piyasa fiyatları olarak yansıtabildiği bir ekonomik sistemde gerçekleşebilir.[23] Merkezi planlayıcının atadığı sayılar kendi inançları ve fikirlerini yansıtır, kaynağın alternatif kullanımlarının değerlendirilmesini değil. Bir entelektüel iş bölümü gereklidir, bu tek bir irade olarak çalışan sosyalist planlayıcısı yerine, birden fazla bilinç veya iradenin piyasada davranış sergilemesini gerektirir.
    8. “Bir elektrik mühendisinin saatlerinin, bir hademeninkinden değerli olup olmadığını, değerliyse ne kadar daha değerli olduğu ve üretilen son üründe, her üretim faktörünün ne kadar katkı sağladığı sorusu sadece tüketici tercihlerinin üretim yapısının etapları boyunca aktarılmasıyla cevaplanabilir.”[1

      Emek homojen değildir Emek nasıl karşılaştırılabilir piyasa sistemi dışında?

      Emek yalnızca piyasa sistemi içinde tüketici tercihlerinin üretim süreci ile piyasaya ulaşması şeklinde mi gerçekleşmektedir.

    9. bir metanın değerinin, onu üretmek için gereken, dönemin normal üretim koşulları altında ve ortalama beceriyle sosyal olarak gerekli emek miktarına göre belirlendiğini söylerler[12]. Böyle bir sistemde işçiler çalıştıkları saatlere göre emek kuponları verilir ve bu kuponlar tüketim ürünleriyle takas edilebilir. Bunlar para fiyatları değildir çünkü değişim oranları emek içeriğine göre önceden belirlenmiştir.

      Emek değer teorisi

    10. Gerçekte dünya sürekli değişim halindedir. Mises, bir ekonomide olan 6 ana değişimi listelemektedir:[10] 1. Doğadaki değişimler. İnsan eylemlerinden bağımsız olan doğa değişimleri, örneğin iklim; ama aynı zamanda insanlara bağlı olarak gerçekleşen,  toprağın verimsizleşmesi veya mineral kaynaklarının tükenmesi gibi operasyonlar.2.  Nüfusun miktarı ve kalitesindeki değişimler.3. Üretim araçlarının miktarında ve kalitesindeki değişimler.4. Üretim tekniğindeki değişimler5. Emeğin organizasyonundaki değişimler6. Talepteki değişimler, tüketicilerin istediği ürünlerin kalitesinde ve miktarındaki değişimler.

      Doğal Nüfus Üretim araçları Üretim Tekniği Emek Organizasyonu Talep

    11. Bir projede harcanan her gram çelik başka bir projenin gerçekleştirilmesinde harcanabileceğine göre her birine ne kadar harcanacağına nasıl karar verebiliriz? Eğer girişimci zarar ediyorsa (yani masraflar yatırımın getirisini aşıyorsa) ekonomiden, başka bir yerde daha acil şekilde istenen kaynakları eksiltiyor demektir,
    12. Merkezi planlayıcının, döneminin tüm teknolojik bilgisine, var olan tüm üretim faktörlerinin tam bir envanterine ve olabilecek en iyi niyete sahip olduğunu farz eder.

      Varsayım

    13. Masraf hesaplama piyasa ekonomisinde mühim bir rolü vardır, bu rol girişimcilere üretim girdilerinin başka üretim kanallarında daha çok ihtiyaç duyulup duyulmadığını göstermektir. Tüm üretim araçlarının fiyatları, farklı projelerin gerçekleştirilmesi için rekabet eden girişimciler tarafından sunulan tekliflerle yükselir ve azalır. Mesela çeliği ele alalım. Çeliğin fiyatı köprüler, gökdelenler, arabalar üretmek isteyen girişimciler tarafından yükseltilir. Bunun nedeni girişimcilerin bu projelerin getirisinin üstlenilen masraftan daha yüksek olacağını düşünmeleridir.
    14. Bu makalede, sosyalist bir ekonomide kâr-zarar hesaplaması olamayacağından dolayı merkezi planlayıcıların kaynakları etkili olarak kullanamayacağını savundu.
    15. “Direktör bir ev inşa etmek ister. Şimdi, başvurulabilecek birçok metot vardır. Her biri direktörün perspektifinden binanın kullanımı ve hizmet süresiyle alakalı bazı avantajlar ve dezavantajlar sunar; her biri başka inşaat materyali, emek gücü ve üretim periyodu gerektirir. Direktör hangi metodu seçmelidir; harcanacak çeşitli materyalleri ve emek türlerini ortak bir paydaya indirgeyemez. Bu yüzden onları karşılaştıramaz. Bekleyiş süresine (üretim periyodu) veya servis süresine belli bir sayısal değer veremez. Kısaca, harcanacak masrafları ve edilecek kazancı karşılaştırırken aritmetik bir operasyona başvuramaz. Mimarlarının planlarında birçok farklı türden eşya vardır, bu planlar çeşitli materyalin fiziksel ve kimyasal özelliklerini; makinelerin, araçların ve prosedürlerin fiziksel verimliliğini gösterir. Bütün bu bilgiler birbiriyle bağlantısız kalır. Aralarında bir bağlantı kurmanın yolu yoktur. Direktörün bir projeyle karşılaştığındaki durumunu hayal edin. Bilmesi gereken şey projenin gerçekleştirilmesinin refah arttırıp arttırmayacağıdır, yani daha acil olduğu düşünülen bir isteği engellemeden var olan zenginliği yükseltip yükseltemeyeceği. Aldığı raporların hiçbiri bu problemi çözme imkanı sağlamaz.”[5]

      Amaç : Refahın yükseltilmesi

      Araç: Ev inşa edilmesi

      Değerlendirme: Bir eylemin gerçekleştirilmesinin birden fazla materyal ile birden fazla yolu vardır. Bunların karşılaştırılması için ortak bir paydaya ihtiyaç vardır. Bu bugünkü dünyamızda paradır. Ancak para piyasaya konu olması şeklinde gerçekleşmektedir. Piyasaya konu olmayan bir mal emek miktarınca karşılaştırılabilir. Ancak emek 1) karılaştırılabilir bir şey değildir. (?) 2)bir eylem için gereken emek miktarının belirlenmesi için rekabet ile bir denge oluşması beklenir piyasa olmadan bu nasıl gerçekleşir?

      Gelir gider analizi yapılacakken gider tarafı piyasaya konu olmaması nedeniyle hesaplanmaz. Peki gelir tarafı refahın artırılması nasıl ölçülür piyasaya konu olmadan?

    16. Sosyalist ekonomide üretim araçlarını sadece bir kurum, yani devlet, sahiplendiğinden dolayı, serbest piyasada olduğu gibi üretim araçlarının takası gerçekleşmez. Bu araçlar el değiştirmez ve alıcı-satıcı ilişkisi yok olur. Üretim araçlarının el değiştirmemesi bu araçlar için bir piyasa oluşmasını engeller. Eğer üretim araçları için bir piyasa yoksa aynı zamanda bu araçların fiyatları olması da mümkün değildir çünkü fiyatlar piyasadaki alıcıların ve satıcıların birbirine sunduğu ticari tekliflerden ortaya çıkan bir fenomendir. Üretim araçlarının fiyatları yoksa herhangi bir projenin kârlı olup olmadığını bilmek imkansızdır çünkü üretimde kullanılan tüm kaynakları ortak bir birim olmadan toplayamayız. Başka bir deyişle, kapitalist ekonomide girişimciler heterojen üretim araçlarının değerlerini para fiyatlarını kullanarak toplayabilir ve masrafları hesaplayabilir. Sosyalist bir ekonomide üretim araçlarının fiyatları olmadığı için merkezi planlayıcı masrafları hesaplayamaz.

      Üretim araçlarının fiyatları maliyetleri değil midir? Bir şeyin maliyeti ona harcanan emek miktarıdır - harcanan emek miktarı piyasaya konu olması sayesinde sınırına zorlanır ve ortalama değeri belirlenir. Piyasaya konu olduğu için emek miktarı ölçülemez ve ne kadar fiyatı olduğu hesaplanamaz. Üretim harcamalarının fiyatları ölçülemeyeceği için masraf hesaplanamaz.